24 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’den mektup

DİYARBAKIR – DTK Eşbaşkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven, kadın konferansına gönderdiği mektupta, “Sayın Öcalan şahsında tüm kadınlara dayatılan tecrittir. Faşizmin tüm saldırılarının temelinde kadına yönelik nefret yer alır” dedi.
Tevgera Jinên Azad (TJA) bileşenleri öncülüğünde, HDP Kadın Meclisleri’nin de katılımıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır il binasında bulunan Vedat Aydın konferans Salonu’nda “Örgütlülüğümüz özgürlüğümüz” şiarı ile düzenlenen konferans devam ediyor. Basına kapalı devam eden konferansta tartışmalar sürerken, tecridin kaldırılması talebi ile süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in konferansa gönderdiği mektup okundu. Mektubu HDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz okudu.
‘Tüm kadınlara dayatılan tecrittir’
Leyla, mektubunda “Faşizm ortamında Amed’de yapılan kadın konferansını selamlıyor ve kıymetli bulduğumuzu belirtmek istiyorum” diyerek cezaevinde tutuklu bulunan tüm kadınlar adına konferansı selamladıklarını belirtti. Leyla, “bu konferans kadınların mücadele azmini yükselterek direnmeye devam etmelerinin en büyük göstergesidir. Kadınlar olarak, halk olarak varlığımıza, geleceğimize yönelik topyekûn imha politikası karşısında bütün renklerimiz ile, anlamlarımız ile direnmek biricik omurlu tutumdur. Bize de bu tutumun sahibi olma dışında bir seçenek kalmıyor. Sayın Öcalan üzerindeki ağırlaşmış tecridin, biran önce kaldırılması için açlık grevi eylemimi başlattım. Tecrit; Sayın Öcalan şahsında tüm kadınlara dayatılan tecrittir. Faşizmin tüm saldırılarının temelinde kadına yönelik girişen nefret yer alır” ifadelerine yer verdi.
‘Biz örgütlendikçe erkeklerin sonuç alamadığını gördük’
Örgütlenen, kimlikleşen, özgürleşen kadınların Abdullah Öcalan için değerli ve anlamlı olduğunu söyleyen Leyla, “faşizm için de bir o kadar korkulan ve nefret edilendir. Şuan dışarıda da, içeride de gerçekleştirilen tüm politikalar kadına yönelik nefretin sonucudur. Bu tarihin her döneminde, kadınlara dayatılan ve uygulanan sitematik bir saldırı biçimidir. Onun için ‘önce kadınları vurun’ derler. Erkek egemen aklın yaratımıdır bu. Fakat biz kadınlar örgütlendikçe, iradeleştikçe, özgürleştikçe ve direndikçe erkek egemen zihniyetin sonuç alamadığını gördük. Sayın Öcalan’ın Kürt Kadın Hareketi’ne kattığı emek ve çaba tarifsizdir. Kadının tarihine, doğasına yüklediği anlam, biz kadınlara her zaman moral ve güç verdi” diye belirtti.
‘Tecridi kıracak olan kadının örgütlü mücadelesidir’
Leyla devamında şu ifadelere yer verdi: “Ne yazık ki Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kaldırmak için kadınlar olarak geç aldık. Mazlum Doğan’ın da dediği gibi, ‘tarihimizin birçok kesitinde bedel vermekten kaçtığımız için değil, nasıl direneceğimizi kestiremediğimiz, onun toplumsal tanım ve biçimini oluşturamadığımız için yetersiz kaldık. Sakine’lerin, Sevê’lerin direngen ruhuyla mücadeleyi yükseltirsek tecridi kırarız, özgürlüğe yakınlaşırız. Başta tecrit olmak üzere faşizmin tüm saldırıları karşısında, Kürt ve Türkiye’li kadınların ortak mücadele ruhu ve perspektifi ile aşılamayacak birşey kalmaz. Rojava’daki kadın devrimi bunun en güzel örneğidir. Tecridi kıracak olan da, savaşı durduracak olan da, toplumsal özgürlük ve barışın kalıcılaşmasına öncülük edecek olan da kadının örgütlü mücadelesidir. Bu inançla konferansı tekrardan selamlıyor ve üstün başarılar diliyorum.”
Leyla’nın mektubunun okunmasının ardından kadınlar zılgıtlar ve alkışlar eşliğinde “Jin, jiyan, azadî” ve “Bijî berxwedana zindana” sloganları attı.  (Jinnews)