Türkiye’de kağıttan plastiğe bir çok geri dönüşüm maddesini çöplerden toplayan geri dönüşüm işçilerine her gün sokaklarda rastlıyoruz. Çoğu zaman umarsızca yanlarından geçtiğimiz bu insanlar aslında kent düzeninin sağlanması için büyük çaba içerisindeler. Geri dönüşüm işçileri metruk binalar, arsalar ve şantiyelerde kar, kış demeden gün boyu çalışıyorlar. Onlar için iş sadece toplamakla bitmiyor. Topladıkları geri dönüşüm maddelerini toplanma alanlarına götürüp burada plastik, kağıt, metal, alüminyum ve pet şeklinde ayrıştırıp ayrı ayrı tartarak fabrikalarda geri dönüşüme hazır hale getiriyorlar.

DEVLET İŞSİZ BIRAKTI

Geri dönüşüm işçilerine devlet destek olmak yerine tam tersine engelliyor. Çoğu zaman il ve ilçe belediyelerine bağlı zabıta ekipleri işçilerin arabalarına el koyarken, yere gömülen çöplere ulaşmaları ise engelleniyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2011 yılında yürürlüğe giren “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğine” dayanarak 2016 yılında uygulanan yönetmeliğe göre işçilerden dönüşüm malzemesi alacak olan firmalara yasal çerçevede 140 bin TL ceza uygulayacağını tebliğ etmesi üzerine yüz binlerce geri dönüşüm malzemesi toplayan işçi işsiz kalmakla yüz yüze bırakıldı.

SAYILARI BİR MİLYONA YAKLAŞTI

Türkiye’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerinde ne kadar geri dönüşüm işçisi olduğu görülmezken, Geri Dönüşüm İşçileri Derneği’nin verilerine göre, geri dönüşüm işçilerinin sayısı Türkiye genelinde yaklaşık 500 bin olduğu belirtildi. Suriye iç savaşı ile birlikte Türkiye’ye göç eden Suriyeli mültecilerde eklenince bu sayı 1 milyona yaklaşıyor. Geri dönüşüm işçileri bütün sosyal haklardan uzak ve düşük ücretler karşılığında, günde 12-13 saat çalışmak zorunda kalıyorlar. 

42 YILLIK YAŞAMIN 25 YILI ÇÖPLERDE GEÇTİ

42 yıllık yaşamının 25 yılını çöplerden geri dönüşüm malzemeleri toplayarak geçimini sağlayan 4 çocuk annesi Sultan Işık bu işçilerden sadece biri.14 yaşında Samsun’dan İstanbul’a ailesi birlikte gelen Işık, daha 16 yaşındayken görücü usulü ile evlendirilir. Evlendikten bir yıl sonra eşinin işsiz olması ve maddi imkânsızlıklardan dolayı eşi ile birlikte çöplerden geri dönüşüm malzemeleri toplayarak geçimlerini sağlamaya başlar. 4 çocuğunu da geri dönüşüm işi yaparken doğuran Işık, 18 yaşında olan Emine ve 15 yaşında olan Aysel adlı kızlarını maddi imkânsızlıklardan dolayı okutamazken, iki kızı da kendisi gibi geri dönüşüm işçisi. 11 yaşındaki oğlu Ahmet ise okula giderken salgından kaynaklı uzun süredir eğitime ara vermiş durumda. Ahmet evde internet ve bilgisayar olmadığı için derslerinde geri kalıyor. Işık’ın ise en küçük kızı olan Leyla ise henüz 5 yaşında. Kızını bırakacak bir yer bulamayan Işık, çoğu zaman Leyla’yı kucaklayarak sokak sokak geri dönüşüm malzemesi topluyor. 

OKULA HİÇ GİTMEDİ

Maddi imkansızlıklardan ve ailesinin “Kız çocuğu okuyupta ne olacak” düşüncesinden kaynaklı hiç okula gidemeyen Işık, okul gitmek istemini, “Keşke zamanı geri alabilseydim işte o zaman ne yapar eder mutlaka okula giderdim. Okusaydım bu durumda olur muydum hiç” sözleri ile ifade ediyor. Yaptığı işin zorluklarına değinen Işık, bir gününü şöyle anlatıyor: “Sabah saat 07.00’de kalkıyorum. Kahvaltı hazırladıktan sonra çocuklar ve eşim kalkıyor. Kahvaltı ettikten sonra saat 08.00 ile 08.30 arası evden çıkıyorum. Genelde eşim, ben ve iki kızım farklı yönlere doğru gidiyoruz. Akşam saat 17.00 ve 18.00’e kadar sokak sokak gezip geri dönüşüm malzemesi topluyorum. Akşam saat 18.00’dan sonra topladığımız ürünleri geri dönüşüm alanına götürüp ayrıştırdıkta sonra kilo ile satıyorum. Gün içinde çoğu zaman bir şey yemiyorum. Bazen de çöpten bulduklarımı yiyorum.” 
Günlük ortalama 50 ile 60 TL arası kazanan Işık, kazandığı paranın bir değerinin olmadığını söylüyor. Hayat pahalılığından dert yanan Işık, tüketim malzemelerine sürekli gelen zamanlardan kaynaklı ihtiyacı olan besin maddelerini alamıyor.   

‘İNSANLAR BİZE SUÇLUYMUŞUZ GİBİ BAKIYOR’

Eskiden geri dönüşüm işini yapan kişi sayısının az olduğunu dolayısı ile daha çok kazandıklarını ancak şimdilerde bu işin her kes tarafından yapıldığını bu yüzden eskisi gibi kazanamadıklarını dile getiren Işık, bazen topladığı kağıt, plastik ve metal ağırlığından kaynaklı arabasını çekmekte zorlandığını söyledi. Yaşadığı en büyük zorluğun ise insanların kendilerine olan yaklaşımı olduğuna işaret eden, Işık insanların kendilerine yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor: “Bu işi genelde Roman, Kürt ve Suriyeliler yapıyor. Bizler bütün toplum için potansiyel suçlu olarak görülüyoruz. Hayatta kalmak için çalışmak zorunda olduğumuzu kabul edenler bile, çöpleri dağıttığımızı ve çevreyi kirlettiğimizi yönünde belediyeye şikayet ediyor.”

ÇADIRDAN İNŞAATA YAŞAM MÜCADELESİ

Daha iyi şartlarda yaşamak isteyen Işık, 42 yıllık hayatının 25 yılını kağıt toplayarak geçirdiğini ve elinde hiçbir şeyin olmadığını anlatarak şöyle devam ediyor: “Eskiden çadırda yaşıyordum. Ancak çadırı sel vurduğu için bir süre boş ve terk edilmiş yerlerde kaldık. Sonra bir tanıdık kaba inşaat olan dairesini bize açtı. Şimdi orada yaşıyoruz. Dairenin kapı ve pencerelerini kendi çabamızla tamir ettikten sonra daireye yerleştik. Bazen çok soğuk oluyor ama yapacak bir şey yok mecbur kalıyoruz. Yeni bir daireye çıksak kira verecek durumda değiliz. Bazen yardım kuruluşları erzak yardımında bulunuyor başka bir yardım görmüyoruz.”

‘MASKE TAK DİYENLERE GÜLÜP GEÇİYORUM’

Sağlık güvencesi olmayan Işık’ın en büyük korkusu ise hastalanmak. Hastalanınca ne bir sağlık ocağına ne de hastaneye gidebiliyor. Kışın kat kat giyinip sokağa çıktığını söyleyen Işık, sürekli çöpün içinde olduğu için hastalanma riskinin çok fazla olduğunu dile getirdi. Salgın koşullarında işlerinin iki kat daha zorlaştığını anlatan Işık, pandemi önlemleri ile ilan edilen sokağa çıkma yasaklarından kaynaklı iş yapamadıklarını hal böyle olunca eve ekmek götüremediğini söylüyor.

Çöpten kağıt topladığı için salgına yakalanma riskinin çok büyük olduğunu belirten Işık, “İşimiz çöpleri karıştırıp plastik kağıt, naylon, demir ne varsa toplamak ama çöplerden insanların atıklarına dokunuyoruz. Günde milyonlarca maske çöpe atılıyor. Bizde bunların binlercesine dokunuyoruz. Buna karşı tek önlemimiz ise maske ve eldiven başka bir önlememiz yok. Bizim için salgına yakalanan çok insan var. Bazen maskemi çıkarıyorum o zamanda sanki bizim işimizde maske çok işi yarıyor gibi insanlar bizi uyarıyor. Bazen bu uyarılar karşısında tartışıyorum bazen de ‘maske tak’ diyenlere gülüp geçiyorum” şeklinde konuştu.

‘ŞİKAYET ETMEK YERİNE İŞİMİZİ KOLAYLAŞTIRIN’ 

Devletin kendilerine destek olmadığını sözlerine ekleyen Işık, bazen sokakta zabıta ekiplerine denk geldiğini onların çoğunun da  bulundukları yerden uzaklaştırdığını kimisinin de arabalarına el koymak istediğini söylüyor. Yaptığı işin farkında olduğunu aktaran Işık, her gün insanların el sürmeye çekindiği malzemelerini geri dönüştürdüklerini belirterek, tek hayalinin çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmak olduğunu ifade etti. Işık, son olarak, “İnsanlar çöplerini atarken geri dönüşüm malzemelerini ayrıştırmalı. Şunu iyi bilsinler attıkları her geri dönüşüm malzemesinden geçinen yüz binlerce insan var. Bizi şikayet etmek yerine birazda olsun işimizi kolaylaştırsalar daha iyi olur” diye konuştu. 

Erdoğan Alayumat/ Artı Gerçek