Başaran: Tutsakların sessiz çığlığına ses verelim

DİYARBAKIR – Açlık grevindeki Leyla Güven ve tutukluların talepleri olan PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini belirten HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, halka, siyasi partiler ve STÖ’lere duyarlılık çağrısında bulunarak, “Tutsakların sessiz çığlığına ses verelim” dedi.  Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevi 60’ıncı gününe girdi. Güven’in başlattığı açlık grevi, cezaevlerinde yayılmaya devam ederken, Tecride Karşı Özgürlük İnisiyatifi, Türkiye’nin farklı cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine ilişkin Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.  Toplantıda konuşan HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, açlık grevlerinin hesap verilemeyecek bir noktaya gelmeden önce siyasi partiler ve örgütleri duyarlı olmaya çağırdı. 

 ‘TECRİT KALDIRILMALI’ 

Leyla Güven ile birlikte cezaevlerinde tutukluların açlık greviyle sessiz çığlığını topluma ulaştırma çabası içerisinde olduklarını ifade eden Başaran, Öcalan üzerinde devam eden mutlak tecridin kaldırılması gerektiğini söyledi. Başaran, konuşmasına şöyle devam etti: “Bildiğiniz gibi 2011 yılından beri Sayın Öcalan avukatlarıyla görüştürülmüyor. 2015 yılından beri İmralı heyetiyle ve sadece bir defaya mahsus olarak yine bir açlık grevi sonrasında 2016 yılında ailesiyle yaptığı görüşmeden bugüne kadar hiçbir şekilde Sayın Öcalan’dan bilgi alınmamaktadır. Hiçbir şekilde dışarıyla iletişim sağlayamamaktadır. Tabi ki Sayın Öcalan’ı sıradan bir tutuklu olarak değerlendirmek bir gaflet olarak karşımızda duruyor. Görüyoruz ki tecrit ile birlikte Türkiye’nin içine girmiş olduğu politik durum ortadır. Mevcut savaş ortamıyla iç kamuoyu ve dış kamuoyunda derinleşip çözümsüzleşen durum bir girdap halinde devam etmektedir. Bundan dolayı Leyla Güven’in talebi sadece bir kişi üzerindeki tecridin kaldırılması değil, bugün Türkiye toplumuna, kadınlara, gençlere ve muhaliflere uygulanan tecrit anlayışının tümden kaldırılmasıdır. Bu meşru ve haklı talebi Leyla Güven başta olmak üzere yüzlerce tutsak, topluma ulaştırmaya çalıştırıyor. Gördükleri muamele kabul edilemez bir hal aldı.” 

 ‘TUTUKLULAR ÖLÜME SÜREKLENMEKTE’ 

 Leyla Güven’in sağlık durumuna ilişkin bilgiler paylaşan Başaran, “Midesinde bulantılar, baş dönmesi ve sıvı alımında zorluklar yaşamaktadır. Bunun yanında diğer cezaevlerindeki tutsaklara özellikle B1 vitamini verilmesi gerekirken, bir yasal zorunluluk olmasına rağmen bazı cezaevlerinde B1 vitamini verilmemektedir. Bir açlık grevcinin ihtiyacı olan hiçbir şey karşılanmamaktadır. Bazı cezaevlerinde açlık grevine giren tutsaklar, tekli hücrelerde tutulmakta ve günbegün ölüme sürüklenmektedirler” dedi.  

‘SESSİZLİK KORKUTUCU BOYUTTA’

 Tüm toplumsal dinamiklere seslenen Başaran, “Açıkçası toplumsal sessizlik de korkutucu bir boyuttadır. Meşru, haklı, hukuki bir talep karşısında toplumun bu kadar sessiz kalması önümüzdeki günlerde daha kötü sonuçların da ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Leyla Güven kritik bir aşamadadır. Diğer tutsakların durumu da kritik aşamaya günbegün ilerlemektedir” ifadelerini kullandı.  

‘SESSİZ ÇIĞLIĞA SES VERELİM’

 İktidarın bu talepleri karşılaması için birlikte ses vermeleri gerektiğini söyleyen Başaran, şöyle devam etti: “Leyla Güven bir milletvekilidir. Onun talebi tüm toplumun talebidir. Daha önce gördük. Toplum açlık grevlerinin sesine ses verdiği zaman da bir çözüm kapısının açıldığına tanık ettik. Bunu 2012 yılında hep beraber gördük. Önümüzde iki kapı var. Ya duymazdan gelmeye, görmezden gelmeye, hissetmemekte direnmeye devam edeceğiz, tutsakların en meşru taleplerini yokmuş gibi davranıp geri dönüşü olmayan bir sürece girmelerini izleyeceğiz ya da hep beraber tek ses olup bu meşru, haklı talebi yükseltip iktidarın bu konuda adım atmasını sağlayacağız. Bu çok kolay, gerçekleştirilebilecek bir taleptir. Tutsaklar imkansız bir şey talep etmiyor. Bütün duyarlı halkımıza, STK ve partilere, bu çözümsüzlük politikalarından en fazla etkilenen kadınlara ve gençlere sesleniyoruz. Dört duvar arasında bedeninden başka direnecek bir şeyi olmayan tutsakların sessiz çığlığına ses verelim. Geri dönüşü olmayan bir yola girmeden önce bu talebin karşılanması için iktidara seslenelim. İktidarın bu konuda adım atmasını sağlayalım. Yapamayacağımız bir durum değil. Toplumsal tarihimizde hesap veremeyeceğimiz bir noktaya gelmeden önce halkımızı, siyasi parti ve örgütleri duyarlı olmaya çağırıyoruz ve bu haklı talep karşısında seslerini yükseltilmelidir.”  (Mezopotamya Ajansı)