Buldan: Demirtaş için adalet nöbetlerine başlayacağız

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan tutuklu milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi eylemine destek vermek için 9 milletvekiliyle birlikte Meclis’te açlık grevinde.

İki günlük açlık grevi dün sabah başladı. 10 milletvekili geceyi de Meclis’te geçirdi. HDP grup toplantı salonunda yapılan açlık grevi eylemi bugün saat 19.00’da sona erecek.

Açlık grevi esnasında konuştuğumuz HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, eylemlerinden yerel seçimlere ve AİHM’in Selahattin Demirtaş kararına kadar bir dizi konuda sorularımızı yanıtladı. Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması talebiyle açlık grevinde olan Leyla Güven’in talebinin milyonların talebi olduğunu ifade eden Buldan, halkın Güven’i sahiplenmesi gerektiğini ifade etti.

İLGİLİ HABER: TEMELLİ HASSASİYETLERİMİZ GÖZETİLİRSE İSTANBUL’DA ORTAKLAŞIRIZ

Buldan, yerel seçimler konusunda ise “referandum niteliğinde” değerlendirmesinde bulundu. Bölgede kayyımların elinde olan belediyeler başta olmak üzere 150 belediye hedeflediklerini kaydeden Buldan, batıda ise ortak adaylarla AKP’nin geriletilebileceğini söyledi. Buldan, Selahattin Demirtaş için yapacakları “Adalet Nöbetleri” hakkında da ilk kez açıklama yaptı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın Artı Gerçek’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

-Leyla Güven’in açlık grevi eyleminin sonuç vereceğini düşünüyor musunuz?

Mutlaka sonuç alınmalıdır. Çünkü 27. dönem milletvekilidir, Hakkari halkının seçilmiş temsilcisidir ve kadın siyasetçisidir. Cezaevinde başlatmış olduğu açlık grevi sadece onun talebi değil milyonların talebidir. Bizim bu eylemi Meclis’te yapmamızın amacı da budur. Meclis’te konuşulması gereken bir konu, ancak tecritin kaldırılmasına dair kimsenin bir söz söylememesi ve girişimde bulunmaması kabul edilebilir bir durum değil. Siyasi iradenin, AKP hükümetinin sorunun çözümüne dair bir an önce adım atması gerekir. Sevgili Leyla Güven, açlık grevi eylemine başladığı gün ‘sonuç alıncaya kadar bırakmayacağım’ dedi. Türkiye halklarının da Leyla Güven’e sahip çıkması gerekiyor.

-Güven’in durumuyla ilgili hükümet ya da Adalet Bakanlığı ile bir görüşme talebiniz olmadığını, hükümetin adım atması gerektiğini belirttiniz. AKP hükümetinin HDP’ye ve Abdullah Öcalan’a yaklaşımını düşündüğümüz zaman böyle bir adım bekliyor musunuz?

Şu anda öyle bir hava yok ama mutlaka olmalıdır. Bir milletvekilinin açlık grevine girmesi herkesin meselesidir. Parlamentonun, hükümetin, Adalet Bakanlığı’nın mutlaka duyarlılık göstermesi gerekiyor. Şu ana kadar herhangi bir iletişim olmaması bile başlı başına bir tartışma konusudur. Bizim onlardan randevu isteyip bu konuyu gündemleştirmek yerine hükümetin bu konuyu bizimle görüşmesi gerekiyor. Bu mesele sadece Leyla Güven ve HDP’nin meselesi değildir, Türkiye’nin meselesidir. Türkiye’nin geleceği açısından bu kadar önemli bir meseleyi görmemek, duymamak, tanımamak Türkiye’nin yararına olan bir durum değildir.

SEÇİMLER REFERANDUM NİTELİĞİNDE

Yerel seçimler için HDP’nin öncelikli hedefleri nelerdir?

Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, faşizm koşulları, yoğun baskı, toplumu kutuplaştıran politikalar, bölgede kayyumların yapmış olduğu usulsüzlükler, yolsuzluklar, Kürt halkının değerlerine yapılan hakaretler, tüm bunları göz önüne aldığımız zaman herkesin aklıselim bir şekilde yerel seçimlere yaklaşması gerektiğini düşünüyorum. AKP-MHP ittifakının Kürt halkına ve Türkiye halklarına uygulamış olduğu zulmün insanlar tarafından görülmesi gerekiyor. Bu sistemin değişmesi lazım. Özgürlükten, barıştan, demokrasiden yana olanların, aynı zamanda kentimizi de kendimizi de biz yöneteceğiz şiarıyla seçimlere yaklaşması lazım. HDP olarak bu seçimlerin bir referandum olacağını ve tarihsel bir öneme sahip olduğunu ifade ediyoruz. Halkımızın da böyle yaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin doğusunda kayyumları mutlaka oradan çıkarmak, kayyum zihniyetine son vermek, Türkiye’nin batısında da demokrasi cephesini örmek, AKP ve MHP’yi geriletmek gibi bir hedefimiz var.

ORTAK ADAYLARLA AKP’Yİ GERİLETEBİLİRİZ

-Yerel seçimlerin AKP’yi geriletmekte nasıl bir etkisi olacak?

Bu dönemde oluşturulacak demokrasi ve güç birliklerinin çok büyük önemi var. Türkiye’nin batısında, özellikle büyükşehirlerde ortak aday çıkararak AKP’nin gerilemesini elbette ki sağlayabiliriz. İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya, Mersin, Adana gibi büyükşehirlerde tabii ki ilkelerimizden taviz vermeden halkın benimsediği, yine sivil toplum kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin desteklediği ortak adaylarla seçime girebilirsek AKP ve MHP’yi geriletebiliriz. Bu seçimin Türkiye’nin doğusunda kayyumlar açısından ayrı bir önemi, Türkiye’nin batısında oluşturulacak güç birliklerinin ayrı bir önemi vardır. Türkiye halklarının bu tarihsel sorumluluğu gözeterek seçimlere yaklaşacağına yürekten inanıyorum. Yerellerden aldığımız bilgiler de böyledir. Herkes AKP ve MHP’yi geriletebilmek için her türlü özveriyi yapmaya hazırdır. Birkaç güne kadar çalışmalarımızın sonuçlarını bitirdikten sonra kamuoyu ile paylaşacağız.

-Ortak adaylardan bahsettiniz. İttifak bileşenlerine dair ne düşünüyorsunuz?

Özgürlük, demokrasi, barıştan yana olan, kadın erkek eşitliğine inanmış adayların çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Bu tür ittifaklar geçmişte hep denendi. 7 Haziran’da, 1 Kasım’da, 24 Haziran’da da yaptık ama şimdi buna daha çok ihtiyaç var. Bu ittifakların dışında kalmak büyük bir sorumluluktur. Türkiye’nin batısı açısından herkesin bu güç birliklerine mutlaka destek vermesi gerekiyor.

-HDP İstanbul, Ankara, İzmir’de aday çıkarmayacak mı?

Bu konuda henüz verilmiş bir kararımız yok. Komisyonlarımız çalışmalarını tamamlamak üzere. Fizibilite çalışmalarımız bitti, onların raporlarını bekliyoruz ama gerçekten İstanbul, Ankara ve İzmir gibi yerlerde halkımızın istediği demokrasi güçlerinin tamam dediği, bizim adayımızdır dediği bir insan varsa biz onu destekleriz. Bu konuda henüz net kararımız yok ama çalışmalarımız devam ediyor.

ADAYIN PROFİLİNE BAKARIZ

-Mesela İstanbul’da CHP-İYİ Parti ortak aday çıkardı, destekler misiniz?

Adayın profiline bakarız.

-Partinizin İzmir kongresinde “İzmir’de ortak aday çıkarmanın yöntemlerini arıyoruz. Bir güç birliğine ihtiyaç olduğunu biliyoruz” dediniz. Somut bir çalışma var mı İzmir için?

Hayır, yerel anlamda görüşmeler var, merkezi olarak herhangi bir parti ile görüşmemiz yok. Yerellerde il örgütlerimiz görüşmeler yapıyor, STK’ların, kanaat önderlerinin de ‘mutlaka güç birliklerini oluşturmanız gerekiyor’ yönünde talepleri var. Bu talepleri dikkate alacağız.

-AKP’nin Diyarbakır’da kayyımı aday göstermesini nasıl değerlendiriyorsunuz ve şansı var mı sizce?

Kayyumlar Kürt halkının iradesine saygısızlıktır. Çünkü göreve geldikleri günden itibaren Kürt halkının bütün değerlerine hakaret ettiler, değerlerini yerle bir etmeye çalıştılar. Belediyelerin kapılarına barikatlar ördüler, insanların belediyeye girmesini engellediler. Halkımız kayyumların yaptığı yolsuzlukları, usulsüzlükleri de biliyor. Halkın büyük bir tepkisi olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla halkımız sandıktan AKP ve kayyum zihniyetine büyük bir ders verecektir. Halkımızın kendi iradesine ve kendi adaylarına büyük bir bağlılıkla sahip çıkacağına ve kayyum zihniyetini mutlaka yeneceğimize yürekten inanıyorum. Türkiye halkları, Kürt halkı 31 Mart itibariyle kayyum zihniyetinden mutlaka kurtulacaktır. AKP’nin kayyumu aday göstermesinin bir sebebi de çıkaracakları aday olmamasındandır. O yüzden dönüp dolaşıp eski bakanlar, vali yardımcıları, kayyumlar üzerinden politika yürütüyorlar. Bunlar tutmayacaktır, halkımız gereken dersi verecektir.

HEDEF BÖLGEDE 150 BELEDİYE

-Bölgede kaç belediye hedefliyorsunuz?

-Önceki belediye sayınızdan fazla…

Şöyle bir hedefimiz var; kayyumların atandığı yerleri almak, onun dışında çok az oyla kaybettiğimiz yerleri kazanmak ve oluşturacağımız güç birlikleriyle birlikte yaklaşık 150 belediye gibi bir hedefimiz var. Büyük bir çalışmayla, halkın evine giderek, elini tutarak, gerçeği anlatarak kazanacağız. Büyük bir yarış olacak. AKP bölgede tabela partisi haline gelmiş durumdadır. Gösterdikleri adaylardan da bunu anlıyoruz. Bu hedefimize çok rahat ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

DEMİRTAŞ İÇİN ADALET NÖBETİ BAŞLATILACAK

-AİHM’in kararına rağmen Selahattin Demirtaş serbest bırakılmadı ve bu kararın politik bir karar olduğunu söylediniz. Bundan sonrası için Demirtaş ve diğer tutuklu siyasetçilerle ilgili nasıl bir çalışma yürüteceksiniz?

AİHM kararı hukuki bir karardır ama sevgili Selahattin Demirtaş’la birlikte tüm seçilmiş arkadaşlarımızın cezaevinde olması siyasi bir kararın sonucudur. AİHM kararı bağlayıcıdır. Türkiye’nin bu karara mutlaka uyması gerekiyor. Herkesin Demirtaş ve onun şahsında tüm tutuklu arkadaşlarımıza sahip çıkması gerekiyor. Başlattığımız bazı görüşmeler var, baro başkanlarının açıklamaları oldu, bundan sonraki dönemde adalet nöbetleri başlatacağız. Demirtaş şahsında tüm seçilmiş arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması gerekiyor.

– Bu nöbetler nerede ve ne kadar süreli yapılacak?

Yerleri henüz belli değil. Belli olunca kamuoyuna duyuracağız. İlk etapta İstanbul’dan başlatmayı planlıyoruz. Süresiz bir eylem olacak. Selahattin Demirtaş’ın 20 Kasım’dan itibaren serbest kalması gerekiyor. Hala cezaevinde olması büyük bir hukuksuzluk. Serbest kalana kadar adalet nöbetlerinin de devam etmesini planlıyoruz. Burada herkesin gelip sözünü söylemesi, Selahattin Demirtaş’a sahip çıkması lazım. Türkiye’de vicdan sahibi insanların, aydınların, yazarların, sanatçıların, STK’ların, demokratik kitle örgütlerinin yani bu hukuksuzluğu kabul etmeyen herkesin sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.

SEÇİM SÜRECİNİN ETKİSİ VAR

-AİHM kararı yerel seçim sürecine denk geldi. Seçimlerin Demirtaş’ın bırakılmamasında etkisi var mıdır?

Vardır tabii ki. Erdoğan’ın, sevgili Selahattin Demirtaş’ın seni başkan yaptırmayacağız sözünden itibaren kendisine karşı büyük bir kininin, öfkesinin olduğunu biliyoruz. Erdoğan’ın bugün Selahattin Demirtaş’ı hapishane tutmasının, AİHM kararına rağmen serbest bırakmamasının elbette ki nedeni yerel seçimlerdir. Çünkü Demirtaş’ın meydanlara inmesinden, halkla buluşmasından, söyleyeceği sözlerden rahatsızlık duyuluyor ve korkuluyor. Ama en kısa zamanda AİHM kararının tanınması ve Demirtaş başta olmak üzere siyasetçi arkadaşlarımızın serbest kalması gerekiyor.