Fanatizm kavramı, hep merak edilen sorulardan bir tanesi olmuştur. Nedir fanatizm’in anlamı?  Türkçe’de ‘’bağnaz’’ anlamıyla taşınan fanatizm, Arapça’da ‘’taassup’’ kavramıyla karşılık gelmektedir. Yani körü körüne bağlanmak anlamına gelen inanç, düşünce, siyaset ve milliyetçilik gibi birçok alanda koyu bir tutumluluk hastalığına yönelten bir olgudur fanatizm.

Fanatizm, siyasetten spora kadar etkili bir devinim tutumudur. Örneğin, bağnazlık-fanatiklik hiçbir yerde olmadığı kadar futbolda çok kapsamlı bir şekilde tesirini kitleler üzerinde göstermiştir.

Birey hiçbir konuda ben ‘’bağnazım’’ demez, doğrusu kendine yakıştırmaz. Ama aşırı futbol taraftarı olanlar hariç! Bağnaz yani fanatik birey, tuttuğu takım için ‘’Ben ölümüne kadar bu takımın fanatiğiyim ha!’’ demekten de çekinmez, hatta kendisiyle iftihar eder.

Ülkenin hemen hemen tüm gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında, neredeyse futbol gösteriliyor, hiç bir şey yokmuş gibi sadece futbol konuşuluyor. Fanatikleşen kitle, gafilcene sokaklara futbol için dökülüyor buda yetmiyormuş gibi stadyumlarda veyahut televizyon karşısında heyecanlı heyecanlı izlerken kalp krizi geçiriliyor. Tüm bu olanlar yetmezmiş gibi cinayetler bile işleniyor.

Toplumun hal, ahvali böyleyken bunun üzerine, ‘‘Fanatizm, sersemlere enerji verir.’’ der. Murat Menteş. Toplumsal cehalet, ne kadar ivme kazanırsa o kadar fanatizm doğar. Doğan fanatizm furyası’nda, beyhude cinayetlere, ruhsal bozukluklara ve kutuplaşmalara toplum gebe kalır ve kendini iyileştirmeyecek kadar tahribatlara yol açar.

Bunun yanı sıra birde siyasi fanatizm, toplumun tam bir baş belası olmuştur. Tehlikeli ve sinsice toplumsal zihniyeti kemirir, davranışları olağan bir biçimde kendi emelleri doğrultusunda eyleme geçirir. Kutuplaşmalar böyle doğar, ırkçılık, haksızlık ve eşitsizlik söylemleri bu iklimle gelişir.  

Fanatizm hastalığı o kadar artmış ki, son zamanlar da herkes BÖLÜCÜLÜKLE itham edilmektedir. Örneğin, ülkenin siyasi koşullarından bahsedilirken ‘‘biz’’ ve ya ‘‘onlar’’ kelimeleri ağızdan kaçırmak bile BÖLÜCÜLÜK olmuştur. Sen Türk’sün Ben Kürt’üm sen Alevisin ben Sunni’im tartışmalarında da böyledir. Ne yazık ki milyonları temsil eden partilerde böyledir. Tartışmanın kendisi dahi bu karanlık koşullarda BÖLÜCÜLÜK olmuştur.

Bu siyasi fanatizm ikliminde, insanlar ne kadar bilinçli olursa olsun, gözleri kör, kulakları sağırdır. Eleştiriye tahammülü yoktur. Yanlışta olsa doğru odur. Çünkü fanatizm ve cahillik daima açtır.

Fanatik maskesi arttıkça, toplumu ayrıştırmaya yani kutuplaştırmayada götürmektedir. Götürdükçe de ‘‘sadece ben doğruyum’’ hengamesi başlar. Toplum ikiye bölünür ve bitmek bilmeyen haksız çatışmalara yol açar. Bu konu, bu dönemin bariz bir özetidir.

Koyu fanatiklik, suçlamalar, ayrımcılıklar, gürültü patırtı bir birini kovalarken günden güne toplumsal bir çöküntüyede yol açmaktadır. Yalan dolan, kulaktan dolma bilgilere kanmaktansa neden sıkı bir sorgulama veya daha sağlıklı tefekkürler edinmiyoruz? Siyaset bir din değildir. Politikacıların dilinden dökülen söylemler de ayet değildir! Dillerinden dökülen her sözcüklere inanmak yerine, daha çok sorgulamak, koyu fanatik olmadan hakikatı bulup eleştirmek daha makul ve daha insancadır.

Daha fazla toplumsal çöküntülere maruz bırakmadan, almış başını giden bu baş belası fanatizm’in önünü kesebilecek tek bir alternatif yol vardır o da; DEMOKRATİK MODERNİTE MODELİDİR!