“Kobanê Soruşturması” kapsamında savunma yapan Figen Yüksekdağ, “Bu sadece bizi değil bütün Türkiye’yi bir garabete sürüklüyor. Hukuksuz bir yargılamayla karşı karşıyayız. Kendi adıma bir şey talep etmiyorum arkadaşlarımın özgür bırakılmasını istiyorum” dedi.

Kobanê Soruşturması” kapsamında Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 108 kişi hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianame, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. İddianamede siyasetçiler hakkında “Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma” ve “37 kez adam öldürme”den ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

HDP önceki dönem Eş Genel Başkanlarının aralarında bulunduğu 28 tutuklu siyasetçi hakkında Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde “tutukluluk hallerinin incelenmesi” yönündeki ara duruşma kimlik tespiti ile başladı. Tutuklu siyasetçiler duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken çok sayıda avukat duruşma salonunda hazır bulundu. Kandıra Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan geçmiş dönem HDP Milletvekili Aysel Tuğluk ve geçmiş dönem MYK üyesi Bülent Barmaksız sağlık sorunlarından dolayı duruşmaya katılamadı. Bülent’in şu an hastanede olduğu ifade edilirken anjiyo yapıldığı ve sağlık sorununun ciddi olduğu belirtildi.

Görülen duruşma dolayısıyla Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştiren HDP’li vekillerden Tülay Hatimoğulları, Dirayet Dilan Taşdemir, Oya Ersoy, Hüseyin Kaçmaz, Sait Dede de açıklamanın ardından duruşmaya dahil oldu.

‘Tutuklama orantılı’

Kimlik tespitinin ardından iddia makamı mütalaasını okudu. İddia makamı tutukluluk incelemesine dair mahkemeye gönderdiği mütalaada, siyasetçiler hakkında suç işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesi ve somut deliller olduğunu iddia etti. “Sanıkların suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebepler bulunduğunu” ileri süren iddia makamı, buna gerekçe olarak ise tanık beyanlarını, tutanakları, birleşen dosyaları, kimi mağdur ve suç ile ilgili verilen mahkumiyet kararlarını, dosyada şüpheli olanların kaçak olması ve bir kısım şüphelilerin yurtdışına gittiklerine dair bilgiler bulunmasını gösterdi. İddia makamı, mahkemenin siyasetçilerin tutukluluk hallerinin devamına dair daha önce verdiği kararların geçerliliğini koruduğunu savunarak, tutuklamanın orantılı olduğunu ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını belirtti.

‘AİHM kararı dosyamızla ilgili değil’

Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararı kapsamında tahliye edilmesine yönelik talebine ilişkin ise savcı, “Henüz savunmalarının alınmamış olması, dava dosyasında geçirdiği tutukluluk ve söz konusu AİHM kararının dosyamızla ilgili olmadığı açıkça anlaşılmakla” diyerek, dosyadaki tüm siyasetçiler için tutukluluk hallerinin devamı yönünden karar verilmesini talep etti.

Savcının mütalaasını vermesinin ardından SEGBİS yöntemiyle duruşmaya katılan siyasetçiler savunma yapmaya başladı.

‘İddianame pespaye belgelerle hazırlandı’

Tutuklu siyasetçilerden ilk söz alan HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hakkında AİHM Büyük Daire Başkanlığı’nın verdiği tahliye kararını hatırlattı. HDP’nin kapatılması talebiyle hazırlanan iddianameye de dikkat çeken Selahattin, bu iddianamenin pespaye belgelerle hazırlandığını ifade etti. Kendisi için talepte bulunmayan Selahattin tüm arkadaşlarının tahliyesini talep etti.

‘Türkiye’yi bir garabete sürüklüyor’

Ardından söz alan HDP geçmiş dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da, kendisi için özel bir tahliye talebinin olmadığını kaydetti. Bir rezaletle karşı karşıya olduklarına dikkat çeken Figen, “Bu sadece bizi değil bütün Türkiye’yi bir garabete sürüklüyor. Hukuksuz bir yargılamayla karşı karşıyayız. Şu anda tutukluluk incelemesi yapılıyor. Bu yargılamalarda ne kadar usulüne uygun hareket ediliyor? Kendi adıma bir şey talep etmiyorum arkadaşlarımın özgür bırakılmasını istiyorum” şeklinde konuştu.

‘Buradan bir adalet çıkmaz’

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) geçmiş dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel yaptığı savunmada, yargılamaya konu olan olayların oldukça trajikomik olduğunu belirterek, HDP’nin kapatılması yönünde hazırlanan iddianameye dikkat çekti. Sebahat, “İktidar HDP’yi istemiyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı hızlıca bir iddianame hazırlıyor, daha sonra usulüne uygun olmadığı yönünde geri gönderiliyor. Türkiye demokrasisinin temelini oluşturacak bir siyasi partinin siyasetçilerini bu şekilde yargılıyorsunuz. ANF olmasa bu iddianame hazırlanmayacakmış. Bu Türkiye açısında vahim bir durumdur. Bunun hiç kimseye bir faydası yok. Buradan bir adalet çıkmaz. Buradan hiçbir şey çıkmaz. Kendi yasalarınıza saygınız varsa tüm arkadaşlarımın çıkması gerek. Böyle bir ortamda kendi adıma tahliye istemiyorum” dedi.

‘Demokrasisinin, hukukun gereği neyse bedelini ödemeye hazırız’

Diyarbakır önceki dönem Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gülten Kışanak, demokrasi krizi hukuk, insanlık hakları için var olmaya devam edeceklerin altını çizdi. Gülten, “Türkiye demokrasi ve hukuk tarihine kapkara bir leke olarak geçen iddianamenin nerede hazırlandığını çok iyi biliyoruz. İnsan biraz mert olur. Bu ülkenin demokrasisinin, hukukun gereği neyse bedelini ödemeye hazırız. Tüm arkadaşlarımızın özgürlüğünü istiyorum, kendim için bir şey istemiyorum” sözlerini kullandı.

‘Müşteki olmam gerekirken sanık oldum’

Geçmiş dönem HDP Milletvekili Ayla Akat Ata, davanın 6 yıl aradan sonra açıldığını vurguladı. İddianameyi gördüğünde aklına gelen ilk şeyin o dönemde bölge kentlerinde yaşananlar olduğunun altını çizdi. O dönemde şiddete maruz kaldığına dikkat çeken Ayla, dosyada müşteki olması gerekirken sanık olduğunu kaydetti. O dönemde yaşamını yitirenler hakkında soruşturma başlatılması gerektiği yönünde talepte bulunduklarını hatırlatan Ayla, “Bu dosyadaki tüm arkadaşlarımız, kaybettiklerini kaybettikleri yerde aradılar. Aydınlıkta değil karanlıkta aradılar. O nedenle burada yargılanıyorlar. Biz, bugüne kadar hak, hukuk ve özgürlüğü savunduk. Kendi adıma bir talebim yok. Bu dosyada bir inisiyatif yoktur. Ama başta eş başkanlarım olmak üzere tüm arkadaşlarımın özgürlüğünü talep ediyorum” sözlerine yer verdi.

‘Biz suçlu değil siyasetçiyiz’

Geçmiş dönem HDP Milletvekili Emine Beyza Üstün, 6 ayı aşkın bir süredir tüm arkadaşları gibi özgürlüğüne el konulduğunu belirterek, hukuksuz bir şekilde tutulduklarını söyledi. Bunun tamamen siyasi bir müdahale olduğunu kaydeden Beyza, demokrasiye müdahale olduğunu vurguladı. Halkların eşit, özgür ve bir arada yaşamasını savunduklarını ve buradan siyaset yaptıklarını ifade eden Beyza, “Türkiye’de öncü bir siyaset yapıyoruz. O nedenle bize bir saldırı oldu. Aradan 6 yıl geçtikten sonra tekrar düğmeye basıldı. Siyasetin ana gündeminde olan arkadaşlarımız gözaltına alındı. Bunlara gerekçe olacak hiçbir delil yok. Biz suçlu değil siyasetçiyiz ve siyaset yapmaya devam edeceğiz. Aramızda sağlık sorunu yaşayan arkadaşlarımızın sayısı artıyor. Siyaset yapma hakkımızın elimizden alınmamasını talep ediyorum. Bu dosya yok hükmündedir. Bütün siyasetçi arkadaşlarımın özgürlüğünü talep ediyorum” dedi.

‘Baştan sona siyasi bir karar’

HDP geçmiş dönem Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Meryem Adıbelli Kürtçe yaptığı savunmasında, dosyanın içeriğinin boş olduğunu vurgulayarak, dosyadaki iddiaları hukuki görmediğini ve baştan sona siyasi bir karar olduğunu dile getirdi.

‘Konuşmaların yüzde 90’ında ‘Öcalan için özgürlük’ talebinde bulundum’

DBP geçmiş dönem Eş Genel Başkanı Emine Ayna, yaptığı savunmada, uzun yıllardır siyaseti bırakmış biri olarak siyaset yapmak istediğini belirterek, “İddianameye ilişkin bağıra bağıra haykırmak istediğim şeyleri 26 Nisan’a bırakıyorum. Savcılık hakkında derhal bir dava açılmasını istedim. Çünkü iddialar ile deliller arasında en ufak bir bağlantı yok. Yaptığım konuşmalardan yargılanıyorum. Yaptığım konuşmaların yüzde 90’ında ‘Öcalan için özgürlük’ talebinde bulunmuşum. Ne alaka? Tutuklanmamı gerektirecek hiçbir şey yok. Hakkım olan tahliyemi talep ediyorum” diye belirtti.

‘Korkmuyoruz geri adım atmıyoruz’

Kürtçe savunma yapan geçmiş dönem MYK üyesi Zeynep Ölgeci, bunun siyasi bir karar olduğunu ve bununla gözlerini korkutmak istediklerini kaydetti. Zeynep, korkmadıklarını ve geri adım atmayacaklarının altını çizdi.

Duruşma, siyasetçilerin savunmalarını yapmasıyla devam ederken heyet duruşmaya 2 saatlik ara verdi.