HTŞ 48 saat süre verdi, Suriye ordusu takviye gönderdi

Suriye ordusundan takviye birliklerin ülkenin kuzeybatısındaki İdlib, Halep ve Hama illerine doğru gittiği ve Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütünün saldırılarına karşı koymaya hazır olduğu duyuruldu.

Sputnik’in Suriye’de yayınlanan hükümet yanlısı El Vatan gazetesinden aktardığı habere göre Suriye ordusundan takviye birlikler, Türkiye sınırına komşu iller olan İdlib ve Halep’e, ayrıca bu illerin güneyindeki Hama’ya ilerlemeye devam ediyor.

Gazeteye konuşan yerel kaynaklar, “Suriye ordusunun ülkenin orta ve güney kısımlarındaki birliklerden takviye kuvvetler, Hama’nın kuzey ile kuzeybatısına, İdlib’in de güneydoğusuna gelmeye devam ederken aynı zamanda diğer askeri konvoylar, Halep’in kuzey ile kuzeydoğusuna doğru ilerliyor” ifadelerini kullandı.

‘HTŞ’LİLER HALEP-LAZKİYE OTOYOLUNUN KONTROLÜNÜ ELE GEÇİRMEK ÜZERE’

Suriye silahlı muhalefetinden Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne yakın kaynakların gazeteye aktardıkları bilgiye göre HTŞ militanları, pazar günü Halep’in batısında muhaliflerin en büyük karakollarının bulunduğu, Türkiye sınırında yer alan Bab el Hava sınır kapısına giden uluslararası otoyol üzerinde bulunan Atarib kentinin kontrolünü tamamen ele geçirdi.

Habere göre HTŞ militanları, muhaliflerin takviye kuvvetlerinin gelişini engellemek amacıyla Halep’in batısını doğu kısmıyla birleştiren tüm otoyolları ve geçişleri tamamen kapattı.

Halep-Lazkiye otoyolu üzerindeki Ariha kentinin etrafında tüm güçlerini yoğunlaştıran HTŞ, Ahrar uş-Şam ve Sukur uş-Şam militanlarına kenti 48 saat içerisinde boşaltmaları için ültimatom verdi. El Vatan, kenti ele geçirmeleri durumunda radikal unsurların Halep-Lazkiye otoyolunun büyük bir kısmını kontrol edeceklerini kaydediyor.

Haberde ayrıca HTŞ militanlarının, İdlib’de muhalifler tarafından kontrol edilen Maaret-Numan kentinin çevresini sardıkları kaydedildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde olup bitenler hakkında ‘resmi olarak suskun kaldığını’ ve ‘Ankara’dan mali destek alan’ Nureddin Zengi örgütünün sıkıştırılması da dâhil olmak üzere, olayların Türk basınına yansıtılmadığını ve bunun, Ankara’nın HTŞ’nin planladıkları her şeyi kabul ettiği ve ‘sahada herhangi bir tepki vermediği’ anlamına geldiğini öne sürdü.