İşsiz bırakılan Gazeteci kadınlar, ‘alternatif’ medyadaki çelişkileri dile getirdi

Serbest gazetecilik yapan gazeteci Berzan Güneş ve Muhammed Doğru, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne işsiz giren gazeteci kadınlarla alternatif olma iddiasındaki medyalarda yaşadıkları sorunları konuştu. Gazeteci kadınlar, alternatif medya iddiasındaki medyanın çelişkilerine değinirken, alternatif medya içindeki deneyimlerinden söz ederek, Sansür, baskı, emek sömürüsü, mobbing gibi kavramları sıkça kullandılar.

Çalışan Gazeteciler Günü’nü bir kutlamadan ziyade işsiz bırakılan gazetecilerin kendi sorunlarını dile getirdiği, bunlara çözüm aradığı ve bir şekilde sorunlara dair mücadele hattını örmeye çalıştığı bir gün olarak nitelediğini ifade eden gazeteci Eda Narin, Türkiye’nin gazeteciler için bir açık cezaevine dönüştüğü değerlendirmesi yapıyor.

‘İşsizlik dönemimde antidepresan kullanmaya başladım’

“Gazeteciler neden işsiz kalıyor?” sorusunun Türkiye’deki medya kuruluşlarınca tartışılarak bir cevaba kavuşturulması gerektiğini düşünen Narin, hem alternatif medyada hem de ana akım medyada bir iş bolluğundan söz edilemeyeceğini söylüyor. Ana akım medyanın daha çok devlet yönlendirmesi ile hareket ettiğini, muhalif medyanın ise devletin baskı ile kontrol altına almak istediği bir alan olduğunu belirten Narin, “Bir patron veya bir erkek emeğimi sömürmüyorsa bu sefer de mutlaka devlet sömürüyor” diye konuşuyor.

Alternatif olma iddiasındaki medyaların kuruluşta vadettiklerini gerçekleştirmediğine değinen Narin, “Alternatif medyada da emek sömürüsü ve mobing artmış vaziyette. Özellikle son dönemlerde kadın gazetecilerin yaşadıklarını anlatmasıyla bu durum biraz da olsa konuşulmaya başlandı” diyor.

Alternatif medyayı mesleki acıdan çok değerli bir mecra olarak kabul eden Narin, görüş farklılıklarına tahammül, emek sömürüsü ve kadına yönelik ayrımcılık gibi konularda alternatif medyanın kendini gözden geçirmesi gerektiğini “Karar alma mercilerinde yetkimiz yok. Bir kadın olarak bir fikri ne kadar söylersek söyleyelim aynı fikri bir erkek meslektaş söylediği vakit daha değerli görülüyor” sözleriyle ifade ediyor.

Jin Haber Ajansı’nda (JINHA) bir dönem çalıştığını söyleyen Narin, kurum KHK ile kapatıldıktan sonra yaşadığı bir buçuk senelik işsizlik sürecini hâlâ unutamadığını anlatıyor: “Artık baş edemediğim için antidepresan ilaçları kullanmaya başladım. İşsizlik nedeni ile hayatı bir yerinden kaçırıyoruz. Benim için hiçbir şey bitmiş değil ama bir şey başlamış da değil. Bir umudum var. Bir umudum olmasaydı bu mesleği bırakırdım. Benim gazetecilik gayem var. Gayem olduğu için de umudum var.”

‘Anaakımı kötüleyerek kendimizi aklama derdindeyiz’

Son bir yıl boyunca çalıştığı medya kuruluşundan emeğinin karşılığını alamadığı için ayrıldığını ifade eden gazeteci Leyla Özkaynak, muhalif medyada gözlediği sorunlara dikkat çekiyor: “İlk olarak çalıştığın kurumun siyasi görüşüne yakın olman gerekiyor. X gazetesinde çalıyorsan ve X partisine üye isen bir yerlere gelebiliyorsun. İlla ki bir yere bağlı olman muhalif medyada gazetecilere dayatılan ilk olgudur… Mesleğe başladığım günden itibaren çalıştığım kurumda kendime otosansür uygulamaya başladım. Biliyorum ki yazdığım metin asla yayınlanmayacak. Örneğin; LGBTİ’ler ile alakalı bir haberde ‘sex işçisi’ kavramını çalıştığım kurum kabul etmediği için ben bu sefer ‘fuhuşa zorlanmak veya fuhuşa sürüklenmek’ demek zorunda kalıyordum. Ama haber için konuştuğum trans kadın kendisinin tanımladığı gibi yazılmasını istiyor. Bu durum günden güne artıkça yaptığım haberlerde kendimi hissedemediğim için işi bıraktım.”

Alternatif olma iddiasındaki medyalarda emek sömürüsünün ‘gönüllülük’ kavramı manipüle edilerek sağlandığını dile getiren Özkaynak, “Özgür basında çalıştığımız zamanda bir işçinin asgari ücretle çalıştırılması ve onun yaşam koşulları ile alakalı bir habere gidiyoruz ama kendimiz hem asgari ücretin altında ücret alıyor hem de sigortasız çalıştırılıyorduk. Alternatif medya olarak anaakımı kötüleyerek kendimizi aklamanın derdindeyiz” şeklinde konuşuyor.

‘İktidarın kodlarını içinde taşımak…’

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde işsiz gazeteciler tanımı yerine “İşsiz bırakılmış gazeteciler” tanımının daha doğru olduğunu belirten gazeteci Sonya Bayık, iki yıllık Kürt basını deneyiminden yola çıkarak özellikle kadın gazetecileri işsizliğe iten nedenlerin tartışılması gerektiğine işaret ediyor:

“Alternatif medya, özgür medya, Kürt medyası olsun fark etmeksizin zamanla içlerinde iktidarın kodlarını taşıyan bir gerçeklik oluşuyor. Beni işsizliğe iten neden bu oldu. Eleştirinin karşılık bulmaması, daha önce sahada çalışan ancak şef veya editör olduktan sonra muhabirin sorunlarını unutan bir anlayışla karşılaşmak beni uzaklaştıran nedenlerdi.”

Medyada kadın gazetecilerin varlıklarının yok sayıldığını ifade eden Bayık, “Şu an bulunduğum şehirde sahada hiç kadın gazeteci yok. Kendimi yalnız hissediyorum. Aslında özgür basında ve alternatif medyada çalışan erkek meslektaşlarınız var ama sahada size karşı başka oluyorlar. Sahada maruz kalacağım herhangi olumsuz bir durumda yanımda olabilecek bir kişi görmemek düşündürüyor ama mesleğimi sürdürmeye devam edeceğim” diye konuşuyor.(Journo.com-Berzan Güneş/Muhammed Doğru)