Kanal İstanbul’a itiraz: Bu bilim dışı, halk düşmanı projeye izin vermeyeceğiz!

TKP İstanbul İl Örgütü’nün çağrısıyla bir araya gelen kent savunucuları Kanal İstanbul projesine karşı itiraz dilekçelerini Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne verdi.

HABER MERKEZİ15.04.2021

TKP İstanbul İl Örgütü’nün çağrısıyla Ataşehir’de bulunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde bir araya gelen kent savunucuları Kanal İstanbul projesine itiraz dilekçelerini teslim etti.

Burada konuşan TKP İstanbul İl Başkanı Senem Doruk ve TKP Çevre Bürosu üyesi Ömür Yaşayan projenin her açıdan yıkım projesi olduğunu vurgulayarak emekçi düşmanı ve bilim dışı bu projeye izin vermeyeceklerini dile getirdiler.

İstanbul Ataşehir’de bulunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde bir araya gelen kent savunucuları, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanarak yeniden askıya çıkarılan 1/100.000, 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarının iptal edilmesi için itiraz dilekçesi verdi.

Yurttaşlar Kanal İstanbul projesi için askıya çıkarılan imar planlarına itiraz dilekçelerini teslim ettiler…

ABD ve NATO’ya yaranma çabalarında bir koz

Müdürlük binası önünde bir konuşma yapan TKP İstanbul İl Başkanı Senem Doruk, “ABD ve NATO’nun Montrö Sözleşmesi kapsamında boğazlardan Karadeniz’e askeri geçiş yapamasının önüne de bir alternatif olarak konulan Kanal İstanbul projesi, uluslararası alanda ABD ve NATO’ya yaranma çabalarında da bir koz olarak kullanılıyor” dedi.

TKP İstanbul İl Başkanı Senem Doruk: Kanal İstanbul projesini kendi siyasi ömrünü uzatmak için bir bilet olarak gören ve AKP’ye karşı mücadelemizi yükselteceğiz…

Projeyle birlikte 8300 hektar alanın ranta açılmasının, kendisini sermayeye hizmete adamış siyasi iktidar için bulunmaz bir nimet olduğuna dikkat çeken Doruk “Peki bu proje emekçilere, halkımıza bir şey kazandıracak mı?” diye sordu.

‘Üçüncü havalimanı inşaatında ölen işçileri unutmadık’

Milyonlarca emekçinin yaşadığı İstanbul’a dair atılan her adımın zenginlerin biraz daha zenginleşmesi, sermayenin yeni rantlar elde etmesi için atıldığını belirten Doruk, Kuzey Marmara otoyolu- 3. köprü ve 3. havalimanı gibi projeleri hatırlatarak “emekçiler için hiçbir kazanımı olmayan bu yapılaşmalar halkın hava alma, nefes alma, su hakkını elinden almıştır” dedi.

Üçüncü havalimanın inşaatında aç bırakılan, hastalanan, yaşamını yitiren işçileri unutmadıklarını dile getiren Doruk şöyle konuştu:

“Bu projelerden kazandıkları paralarla zenginliklerine zenginlik katarken, halk yararına diye yapılan otoyollar, köprüler ve havalimanlarının tüm maliyeti emekçilerin sırtına yükleniyor. Geçmediğimiz köprünün, otoyolun, gitmediğimiz havalimanın maliyetlerini bizler ödüyoruz ve onlar zenginleşiyor, rant elde ediyorlar. 

‘Yıkım projelerinin zirve noktası’

Kanal İstanbul işte bu yıkım projelerinin zirve noktası. İstanbul gibi bir kentte, su, hava kirliliği, deprem sorunlarının olduğu bir kentte, kenti doğasının, ekolojik sisteminin bu denli hiçe sayılması bilimin de hiçe sayılmasıdır.

Bu akıl dışı, bilim dışı, halk düşmanı, emekçi düşmanı bu projeye izin vermeyeceğiz. Kanal İstanbul projesini kendi siyasi ömrünü uzatmak için bir bilet olarak gören ve AKP’ye karşı mücadelemizi yükselteceğiz. 

Kanal İstanbul coğrafik, ekolojik, ekonomik, siyasi, sosyolojik, kültürel olarak her açıdan bir yıkımdır. Boyun eğmeyeceğiz, izin vermeyeceğiz.”

ÇED raporu değil tanıtım metni

TKP Çevre Bürosu adında konuşan Ömür Yaşayan da Kanal İstanbul’un sadece su yolu projesi değil etrafında inşa edilecek yeni şehir yapılaşma alanını içerisine alan proje olduğuna dikkati çekti. 3. Havalimanı, 3. Köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu ile Kanal İstanbul projesinin birbirinden bağımsız olmadığını dile getiren Yaşayan “Kanal İstanbul ve Yenişehir projesi sermaye sınıfının ve iktidarının eli ve beyni ile yapılan bir yıkım projesidir” dedi.

TKP Çevre Bürosu adına konuşan Ömür Yaşayan: Biz ÇED raporunu inceledik, bu rant projesinin karşısındayız…

Yaşayan “Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ÇED raporunu okumadığımızı, her hayra karşı çıkan kör ve sağır muhalefet olduğumuzu iddia ediyor. Oysa biz yıllardır ÇED raporlarının sermayenin projelerini aklamak için bir araç olarak kullanıldığını biliyoruz.. İçi boş raporlarla verilen ÇED olumlu kararları ile ülke topraklarını maden firmalarına peşkeş çektiklerini, ormanları katlettiklerini, HES’lerle dereleri kuruttuklarını biliyoruz. Kanal İstanbul’un tartışmalı bilirkişi heyetinden bir üyenin ‘tehdit edildim’ diyerek çekildiğini de, bilim insanlarına nasıl baskı yapıldığını da biliyoruz” diye konuştu.

1600 sayfalık ÇED raporunun çevresel etkileri değerlendiren bir rapor olmadığını, bir tür proje tanıtım raporu olduğunu belirten Yaşayan “Biz ÇED raporunu inceledik ve diyoruz ki mevcut su kaynaklarımızı yok edecek, kuzey ormanlarını, meraları, tarım alanlarını, tüm hassas ekosistemleri yok edecek bu rant projesinin karşısındayız. Biz TKP olarak 2019 yılında İstanbul’u felakete doğru sürükleyecek olan Kanal İstanbul’a karşı semt evlerimizde buluştuk, projenin iptali için yine burada itiraz dilekçemizi vermiştik. Bugün Kanal İstanbul için hazırlanan ve askıda olan ‘Avrupa Yakası Rezerv Yapı Alanı 1/100.000 Ölçekli Çevre Planı’ değişikliğine ilişkin itiraz dilekçelerimizi vermek için tekrar buradayız… Kanal istanbul’a tekrar hayır demek için itiraz dilekçelerimizi vereceğiz” dedi.

Projenin sadece İstanbul’a değil, Trakya ve Marmara Denizi’ne de olumsuz etkileri olacağını vurgulayan Yaşayan, “Kuzey ormanlarını, meraları, tarım alanlarını, tüm hassas ekosistemleri yok edecek rant projesine itiraz etmek için buradayız.
Kentli hakkını yok sayan, toplumun ve tüm canlıların yaşam hakkını gasp eden rant projesine itiraz etmek için buradayız. Kente su sağlayan sulak alanları yok eden, İstanbul’un Su Havzalarını yapılaşmaya açılan rant projesine itiraz etmek için buradayız” ifadelerini kullandı.