Diyarbakır’da 2017 Newrozu’nda polis kurşunuyla öldürülen İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Kemal Kurkut’un ölümünün üzerinden 4 yıl geçti. Kardeşinin ölümünün üzerinden 4 yıl geçen Ercan Kurkut, “Adalet elbette bir gün yerini bulacak. Fakat biz bu şartlarda Türkiye devletinden adaletin yerini bulmasını beklemiyoruz. Adaletin sağlanması için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Gidebileceğimiz her yere başvurularımızı yapacağız. Davanın başlaması için mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadesinde bulundu.

Onlarca kamera kaydı ve cinayet anına dair fotoğraflara rağmen Kurkut cinayetinin şüphelisi polis memuru Yakup Ş. beraat ettirildi. Kurkut cinayetinde delil karartma ve faili cezasız bırakılması yönünde kuşku verici adımlar cinayetten hemen sonra atıldı. Cinayetin akabinde dönemin Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, “Kurkut, ‘Çantamda bomba var hepinizi öldüreceğim’ diyerek elindeki bıçakla alana koştuğu için canlı bomba olma ihtimali değerlendirildiğinden müdahale edilmiştir” açıklamasında bulundu. Ancak, dihaber muhabiri Abdullah Gök’ün olayın gerçekleştiği esnada çektiği fotoğraflar yayınlanınca Vali Aksoy, yanıltıldığına dair açıklama yapmak zorunda kaldı.

RAPORA RAĞMEN, ‘DELİL YETERSİZLİĞİNDEN’ BERAAT ETTİRİLDİ

Gök’ün çektiği fotoğraflar üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 72 polis tanık olarak dinlendi. Tanık olarak ifadesi alınan 72 polis arasında bulunan Yakup Ş.’nin silahının balistik incelemesi yapıldı. Balistik raporu ardından Kurkut’un, Yakup Ş. dosyaya şüpheli olarak girdi.

Yakup Ş. hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı “olası kastla adam öldürmekten” iddianame hazırlandı. Polis Kriminal raporu, bilirkişi raporu Ulusal Kriminal Bürosu’nun raporlarına rağmen Yakup Ş. yargılandığı Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12’nci celsesinde “delil yetersizliğinden” beraat ettirildi. Mahkeme beraat kararının kesinleşmesi için iç hukuk yolları tüketildikten sonra olay yerinde bulunan diğer polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

‘MEZARDAKİ BABASINA BİLE İŞKENCE YAPTILAR’

Newroz sabahı vurulan kardeşinin ölümünün üzerinden 4 yıl geçen Ercan Kurkut Mezopotamya Ajansı’ndan Cengiz Özbasar’a yaptığı açıklamada, açılan davanın sonuçsuz kalacağını ilk günden tahmin ettiklerini söyledi. İlk günde delillerin karartılmasına yönelik adımlardan sonucu tahmin ettiklerini dile getiren Kurkut, “Çünkü devlet Kemal’i katlettikten sonra ilk refleksi delilleri ortadan kaldırmak oldu. Normal bir hukuk devletinde, güvenlikten sorumlu olan polisin delil toplaması gerekir, ancak bunun tam tersini yaptılar. Bunu yaparken devleti temsil eden bütün organlar Kemal’in kanını ellerine bulaştırdılar. Ama devlet bunları yapmakla kalmadı, Kemal’in toprağa giden yolculuğunda bile bedenine işkence yaptılar. Annesine, kardeşlerine, mezardaki babasına bile işkence yaptılar. Kürde karşı içlerinde öyle bir kin var ki, insan olmaktan çıktılar. Biz bu zihniyetin kendisini yargılamasını zaten beklemiyorduk. Bu dava daha başlamadı” dedi.

‘BAŞTAN SONA BİR SENARYO’

Açılan davanın üç yıl sürdüğünü ve duruşmaların on dakikayı geçmediğini belirten Ercan Kurkut, sanık polisin bir gün bile tutuklu kalmadığına dikkat çekti. Kardeşini öldüren polisin görevinde uzaklaştırıldıktan 3 ay sonra görevine döndüğünü hatırlatan Ercan Korkut, “İçişleri Bakanlığı, bu polisin yeterliliği hakkında herhangi bir soruşturma açmadı. Savcılığın iddianamesinde kasten ve bilerek adam öldürmek suçlaması yapıldı. İlk gelen rapor bu iddianameyi doğruluyordu. Fakat itiraz sonucu bu rapor katilin ifadeleri doğrultusunda tekrar hazırlandı. Yani baştan sona kadar bir senaryo hazırlanmıştı. Görüntüler, tanık ifadeleri, raporlar her şey aslında katilin suçunu ortaya koyuyordu. Fakat mahkeme heyeti ısrarla bunları görmezden geldi. Ve bu kadar delile rağmen delil yetersizliğinden katile beraat verildi” diye konuştu.

‘ADALET BEKLEMİYORUZ’

İç hukuk yollarından bir sonuç beklemediklerini, bu yüzden bir an önce iç hukuk yollarının tüketilmesini beklediklerini kaydeden Kurkut, “Adalet elbette bir gün yerini bulacak. Fakat biz bu şartlarda Türkiye devletinden adaletin yerini bulmasını beklemiyoruz. Adaletin sağlanması için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Gidebileceğimiz her yere başvurularımızı yapacağız” ifadesinde bulundu.

Devletin yetkili kurumlarından yana bir umutlarının olmadığını belirten Kurkut, davanın henüz başlamadığını tekrarlayarak, “Davanın başlaması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu mücadelede de yalnız değiliz. Kemal’in dördüncü yıl dönümünde sevgi ve özlemle anacağız” diye kaydetti.

‘ÖLDÜRME KASTI DELİLLERLE SABİT’

Dava avukatı Serdar Çelebi ise sanık polisin öldürme kastıyla hareket ettiğinin delillerle sabit olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Olayın gerçekleşme biçimi, savunmasız ve yarı çıplak bir insana yasalara uygun olmayan şekilde ateşli silahla müdahale -ki kolluk görevlileri yakın savunma tekniklerine vakıf oldukları kadar, etrafta bulunan su panzerleri ve gaz panzerleri ile de müdahale edilebilirdi- doğrudan yaşam hakkına keyfi müdahaledir ve sonuçları da ortada zaten. Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasası’nın kendisi, yaşam hakkı bakımından Ceza Yasası, Anayasa ve tarafı olduğumuz AİHS ile uyumsuz iken, bu olay bakımından polisin ateşli silah kullanmasını meşru ve yasal kılacak hiçbir durum söz konusu değil. Doğrudan, olası sonuçları ateşli silah kullanımına bağlı ölümle sonuçlanabileceği ayan beyan açıkken öldürme kastiyle hareket edildiği tüm delillerle sabit. Hal böyleyken, yaşam hakkına yönelik ihlallerde zamanaşımı dahi işletilemezken, bu kentin ortasında gencecik bir insanın öldürülmesi davasında yargı, ‘beraat’ gibi son derece hukuksuz bir karara imza attı.”

‘AYM YA DA AİHM’DEN DÖNER’

Dosyanın cezasızlık politikasıyla sürece yayılmaya çalışıldığını dile getiren Çelebi, “Bir sosyal medya paylaşımı ya da bir basın açıklamasına katılmadan dolayı insanlara ağır cezaların verilmesi artık rutin bir uygulama haline gelmişken, kolluk cinayetlerinde uygulanan cezasızlık pratiği politik bir hale dönüşmüş durumdadır ve asla münferit değildir. Bizler hak savunucuları olarak süreci sonuna kadar takip edeceğiz ve şu anda istinaf aşamasına taşıdığımız dosyanın bir an önce bozulması gerektiğine inanıyoruz. Ancak yargı bu tür dosyalarda mantıkla davranıyor, cezasızlık politikalarını sürdürerek istinaf ve temyiz aşaması sürecine yayıyor, unutulmaya terk etmeye çalışıyor ve failler cezasız kalıyor. Hatta diğer benzer dosyalardan bildiğimiz, görevden alınmak yerine rütbeleri artıyor, idari olarak ödüllendiriliyorlar. Kurkut dosyasında Polis İl Disiplin Raporundaki tespitler bile hiçe sayılmış ve beraat kararı verilmiştir. Önemli olan adaletin zamanında gerçekleşmesidir. Biliyoruz ki ayan beyan kasıtlı bir cinayet olduğu açık olan bu dosyada elbet hukuki bir sonuç alacağız; bu iç hukuk yollarında olmasa bile AYM ya da AİHM’den mutlaka dönecektir. Ancak o vakit geciken adalet, adalet olmaktan çıkacaktır” diye konuştu.