Kocaeli’ye çalışmak için gelen İnşaat İşçisi Ünal Çetinkaya, ekonomik nedenlerle intihar etti.

Adıyaman’dan çalışmak için geldiği Kocaeli’de yaşadığı ekonomik sıkıntılar sonucu intihar eden Ünal Çetinkaya henüz 25 yaşındaydı. İnşaat işçisi olan Çetinkaya, sosyal medya hesabında “Kocaeli’ye gelirken diğer arkadaşlar gibi intihar edeceğimi hissetmiştim. Burada hayatıma son vereceğimi biliyordum. Son zamanlarda maddi sorunlardan dolayı neler yaptığımı bilmiyordum” ifadelerini kullanarak kendisini ekonomik sebeplerin intihara sürüklediğini belirtti.

“MADDİ SORUNLARDAN DOLAYI NELER YAPTIĞIMI BİLMİYORDUM”

Çetinkaya, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımda şu ifadeleri kullandı: Kocaeli’ye gelirken diğer arkadaşlar gibi intihar edeceğimi hissetmiştim. Burada hayatıma son vereceğimi biliyordum. Son zamanlarda maddi sorunlardan dolayı neler yaptığımı bilmiyordum. Kadınlara lütfen saygı gösterin, incitmeyin, şiddet uygulamayın, konuşmayı deneyin, ön yargılı olmayın, affetmeyi bilin. Sizleri seviyorum. Hoşça kalın

Ailesi tarafından cenazesi teslim alınan Ünal’ın bugün Adıyaman’da defnedileceği öğrenildi.

KOCAELİ’DE 5 GÜNDE 4’ÜNCÜ GENÇ İNTİHARI

Kocaeli’de pazartesi gününden bu yana 4 genç hayatına son verdi. 28 yaşındaki Kartepe Belediyesi CHP Meclis Üyesi Tugay Adak’ın ardından Gölcük’te 26 yaşındaki Ahmet Tarı, Gebze’de 32 yaşındaki Samet Özer ve Ünal Çetinkaya, ekonomik sorunlarının etkisiyle intihara sürüklendi.

KOCAELİ İSİG MECLİSİ: İKTİDAR AY MASALLARI ANLATIRKEN EMEKÇİLER MARKETE GİDEMEZ OLDU!

Son dönemde artan intihar vakalarıyla ilgili Evrensel’e konuşan Kocaeli İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nden Selçuk Karstarlı, sistemin emekçilere yüklediği sorunlara değinerek “İntihar, her ne kadar kişinin kendi eylemi gibi gözükse de emekçileri, yoksulları intihara sürükleyen asıl şey işsizlik, borçlar, baskı ve çaresizlik hissi yaratan sistemin yoksullara yüklediği sorunlardır” dedi. 

İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2013 yılında en az 15, 2014 yılında en az 25, 2015 yılında en az 59, 2016 yılında en az 90, 2017 yılında en az 89, 2018 yılında en az 73, 2019 yılında en az 82, 2020 yılında ise en az 73 işçinin işyeri içinde veya işyeri dışında işe bağlı intihar yoluyla yaşamına son verdiğini hatırlatan Karstarlı, “Son 8 yılda en az 506 işçi yoksulluk, ağır çalışma koşulları, işsizlik nedeniyle intihar etmiştir. İşçi intiharlarının farklı zaman ve mekanlarda vuku bulmasına karşın benzer nedenlerden kaynaklandığı açıktır. Kamu binaları önünde ‘Açım, işsizim, çocuklarıma ekmek götüremiyorum’ diye haykırıp kendini yakanların görüntüleri ve ‘Yanarak değil kalp krizinden öldü’ diyen valiler hala hafızamızda. Yoksulların, emekçilerin ölümlerinin ardından ‘Ölenlerin psikolojik sorunları vardı’ diyerek işsizlik ve yoksulluğun yarattığı bunalım gizlenmek isteniyor. İktidar Ay’a gitme masalları anlatırken halkın büyük çoğunluğu işsizlik, düşük ücret, ücretsiz izin uygulaması ile markete bile gidemez oldu” dedi.

Yoksulluğu yaratan sisteme karşı mücadele etmek gerektiğini ifade eden Karstarlı, “Bir yanda her yıl büyüyen şirketlere verilen ödüller, teşvikler, krediler, yandaş şirketlere yüksek bedeller ile verilen ihaleler, lüks uçaklar, saraylar, yazlıklar; öte yanda tüm bu değerleri elleriyle, alın terleriyle hatta canları pahasına üreten emekçilerin inanılmaz yoksulluğu. Açlık sınırının bile altındaki asgari ücret, 10 milyonu aşan işsizlik… İnsanca yaşayacak ücret için mücadele edenlere, sendikalı olma mücadelesine reva görülen karşılık da polis copu, tazyikli su ve son olarak tutuklama… Hayatını kaybeden tüm yoksullar, bizim sınıf kardeşlerimiz ve bu ölümlerin gerçek sorumlularından hesap sormak bu yoksulluğu yaratan sisteme karşı mücadele etmek de tek çaremizdir” ifadelerini kullandı.

“BÜYÜK ŞİRKETLERİN DEĞİL 80 MİLYONUN GELECEĞİNİ DÜŞÜNEN POLİTİKALARA İHTİYAÇ VAR”

Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü Araştırma Görevlisi Ömer Furkan Özdemir, büyük şirketlerin değil, 80 milyonun geleceğini düşünen politikalara ihtiyacın olduğunu ifade etti. Pandemi döneminde yaşanan ekonomik sorunların da altını çizen Özdemir, “Anayasasında ‘sosyal devlet’ yazan bir ülkede tüm yurttaşlarının çalışma ve asgari geçim şartlarını sağlamak, en azından bunun olanaklarını yaratmak devletin görevidir. Türkiye’de sosyal politika anlayışının iktidar tarafından köklü bir değişime uğratıldığını görüyoruz. Hak temelli sosyal politika terk edilerek yardım temelli bir politika inşa edildi ve bu yardımlar klientalist politikalarla yönetildi” dedi.

Türkiye’de işsizlik ve yoksulluğun sürdürülemez boyutlara ulaştığını belirten Özdemir, “Geçimini sağlamak için uzun süre iş arayan, bulamayan ve iş bulma umudunu yitirenlerin sayısı sadece son 1 yılda yüzde 2.3 arttı. Bu yurttaşlar iş bulma umutlarını da kaybettiği için devlet tarafından işsiz olarak kabul edilmiyorlar. DİSK-AR’ın raporuna göre genç işsizlik oranı yüzde 43,5. Yani ülkemizde her 2 gençten biri işsiz. Bu şartlarda ülkeyi yönetenler ise uzaya çıkmaktan bahsediyorlar. İnanılır gibi değil. Gençlerimiz, yurttaşlarımız yoksulluk içerisindeler, yaşayamıyorlar, geleceğe dair umutlarını yitirmiş durumdalar ama biz Ay’a gideceğiz. Pandemi döneminde binlerce yurttaşımız işsiz kalırken, küçük esnaf iflas ederken sermaye kârlarında ise artış devam ediyor” dedi.

Bazı taleplerin ısrarla savunulması gerektiğinin altını çizen Özdemir, “İş, insanca yaşayacak bir düzenli gelir ve geleceğe dair umut… Bu talepleri ısrarla savunmak gerekiyor. Bugün Türkiye’de sadece büyük şirketlerin değil 80 milyonun geleceğini düşünen politikalara ihtiyaç var” diye konuştu.