MARKSİZM'DEN KOPUŞMALAR VE SAPMALAR! 1 | JIYAN HABER

JIYAN HABER

MARKSİZM’DEN KOPUŞMALAR VE SAPMALAR! 1

MARKSİZM’DEN KOPUŞMALAR VE SAPMALAR! 1
Mehmet Özcan( ozcanmehmet@gmail.com )
223 views
21 Ağustos 2020 - 0:55

Aslında bu başlığı atmak için kendimden çok tartışdım. Ama bir bilimsel olguyu tartışıyorsak, burda saygının önüne geçmek lazım diyorum.

Marksizm ve bilimsel sosyalizmi tartışıyorsak O, zaman daha dikkatli olmak amacıyla itinali davranarak Marksizmi soyut değilde, somut olarak olarak tartışmak gerekir.

Önce tartışmaya başlamadan önce, ben nasıl saygıyla davranma konusunda kelimeleri seçmekte itina gösteriyorsam. Benden tartışanların veya polemiğe girenlerin aynı itina ve saygınlığı mümkün olduğu kadar elden bırakmamasını diliyorum.

Önca bir pragraf açıyorum neden Marksizm?

Neden Marksizme sahip çıkmayı savunuyorum?

Neden Marksimden kopuşmalar, sapmalar oluyor?

Sorunun birincisinden başlıyorum.  Neden Marksizm?

Marksizm insalığın temeli, tarihi, sonuca ulaştıran bir bilim olarak ele alınmadığı sürece anlaşılmaz sapma kavramlar zincirinde haps etmek, Marksizmi bitirmez tam tersine onun bilimseliğini yaşatır.

Neden? Çünkü bilimsel bir anlamda yaşayan teori ve ideoloji eğer bugüne kadar burjuva ideoloğları tarafından çürütülememişse ve hala onun Kapital teorisinden faydalanıyor kapitalizme ona göre yön vermede başvuruluyorsa?

Halen kapitalist sistemin üniversitelerinde ders olarak okutuluyorsa bunu bilim olarak kabul ediliyorsa, bunun bir sebebi vardır?

Öyle ya Kapitalist sistemin mezar kazıcısı olan Marksizmdir. Ama burjuvazi ne hikmetse kapitalist ekonomi için, sık sık başvurduğu yer Marksizm adresi olduğu bir tartışma götürmezdir.

Ben Marksizmi felsefi olarak ve bilimsel olarak insanlığın yol göstericisi ve kurtarıcısı olarak görüyorum.

Buna bazıları katılır, katılmaz ayrı bir konu olarak görüyorum. Yine bazıları bana karşı çıkacak veya eleştirecek ama ne için kendiside eleştirdiği sorunun cevabını vermekte güçlük çekerek bilimsel olmayan bir şekilde saldırı eleştiri hakkını kullanacaktır.

Bana diyecekler yine Marksizm den alıntılar yapmış biz bunu bıraktık diye bilirler. Varsın desinler ben Marksizme inanıyorum insanlığı kurtaracak olanda Marksist teorinim sosyalizm bilimin savunusu olan sınıfsız, sömürüsüz olan komünist toplum olduğu inancıyla savunmaya devam edeceğim.

Neden? İnsanlığın kurtuluşunu alternatif bir biçimde ortaya koyan ne kapitalist sistemin kendisi? Nede burjuva üniversiteleri ve bilim adamları alternatifini sunmuş olmazken nasıl oluyorda. Marksizm bilimsel teori  olmaktan çıkarılmaya çalışılıyor? Sebep sosyalist sistemin çözülmesimi?

Demek ki, sosyalist sistem çözülmese, bu küçük burjuva devrimcileri ve sözüm ona sosyalistleri ben eminimki, bu ağır aksak işleyen sosyalist sisteme sahip çıkacaklardı.

Sovyet sosyalizmin revizyonist veya başka terimleri kullananlara karşı mücadele edeceklerdi. Pekiy? Şimdi ne değişti de sosyalizme, Marksizme saldırarak bilimsellikle alakası olmayan teori ve ideolojilerle saldırmanın mantığını anlamış değilim..

Her şeyden önce Marksizme, inanıp, inanmakta her insan özgürdür. Ancak bilimsel olmayan eleştiriler teorinin tamamlayıcısı olmadığı gibi, karşı anlayışın teori karşısında saldırı biçimine dönüşmesidir.

Önce Marksizmin kavranmasından başlayacağım.

İnsan nedir?  Sorusu, insanların kendi kendilerine cevaplandırmak zorunda oldukları ve hayatlarını ona göre düzenledikleri temel sorundur. Marksizm esas itibariyle bu soruya cevap arama girişimidir. Marksimin öznesi hep insan olmuştur.

İnsanlar maddi geçim araçlarının toplumsal üretimiyle yer yüzünde ki, öteki hayat biçimlerinden ayrılırlar. Bunun doğal ön koşulu insan ellerinin ve beyninin evrimi olmuştur.

İnsanlar bu sayede doğanın geri kalan kısmından ayrılarak aletleri toplumsal biçimde kullanmaya ve konuşmaya, yani çalışarak hayatlarını kazanmaya başlamışlar ve bu arada hayal ve düşünme yeteneklerini geliştirmişlerdir.

Homo sapiens türleri doğal ayıklama yoluyla evrimin ürünüdür. Fakat insanların toplumsal üretimde bulunarak yaşamlarıyla yeni bir evrimsel gelişme başlar. Genel olarak, canlı türlerin evrimsel gelişmesi organizmanın doğadan ihtiyaçlarını sağlama araç ve yöntemleriyle değişiklik anlamına gelir.

İnsandan önce bu daima organizmaların kendilerinde bazı yapısal değişiklikler anlamına gelmiştir.

İnsanların evrimi tekniklerin evrimidir. İnsanlar  daha basit tekniklerden daha yüksek tekniklere ilerledikçe uygarlıklar da ilerlemektedir. Bu ilerleme ayrıca bir anlamda toplumsal üretimin kaçınılmaz kıldığı bir ilerlemedir.

Marks’ın toplumsal hayatı yöneten temel yasa olarak ileri sürdüğü varsayım ki, bu güne kadar ne çürütelebilmiş nede yerine bütün olaylara daha iyi uyan bir başkası konulabilmiştir. iki ilkesi temeli oluşturmuştur.

1)Toplum halinde yaşayan insanlar üretim ilişkileri ile üretim güçlerini mutlaka uyumlu hale getirmek zorundadırlar;

2) Üretim ilşkileri bütün insan kurumların ve bütün insanların faaliyet ve amaçları koşullandırırlar.

Üretim olmadan insanlar insan olarak yaşayamazlar, ve rahat üretim ilişkileri olmadan başarılı bir şekilde üretimde bulunamazlar.

O halde belirli üretimin ilşkilerinin varlığı tüm toplumsal hayatın temelidir; ve toplumsal üretimin gelişmesi sürecinde her ne zaman üretim ilişkileri gelişen üretim güçlerine uyumlu olmaktan çıkmışlarsa, yani üretim güçlerinin başarılı bir biçimde kullanılmasını sağlayacak yerde bunlara engel olmaya başlamışlarsa, ikisi arasında yeniden uyum sağlamak gerekmiştir.

Marks’ın özellikle özgürlük ve zorunluluk arasında ki, ilişkiyle ilgili düşüncesi; ’’Zorunluluk. Ancak anlaşılmadığı ölçüde kördür…..’’Özgürlük zorunluluğun bilincidir’’ (F. Engles, Anti-Dühring). Başka bir deyişle, özgürlük doğanın objektif yasalarının varlığını ve zorunluluğun özgürlüğe diyalektik dönüşümünü kabul etmektir. ( tıpkı, bilinmeyen ama bilinebilir. ’’kendiliğinden şey’’in ’’bizim için şey’’ e, eşyanın özü’’nün ’’olgular’’a dönüşümü gibi)

Marks Engles’e göre, Feuerbach’ınki dahil ’’eski’’ materyalizmin (ve bu arada özellikle Büchner-Vogt Moleschott’un ’’ vülger’’ materyalizminin) başlıca eksiklikleri şunlardı:

1) bu materyalizm ’’esas itibariyle mekanik’’ bir materyalizm olup kimya ve biyolojinin(günümüze buna maddenin elektirikli teorisini de eklemek gerekir) modern gelişmelerini dikkate almıyordu:

2) eski materyalizmin ne tarihi nede diyalektikti (tersine ,anti-diyalektik anlamında metafizikti) ve evrim görüşünü sistematik ve yaygın bir biçimde uygulamıyordu;

3)’’ insan’’ı tarihin somut olarak belirlediği ’’ tüm sosyal ilişkilerin bütünü’’ olarak değil de, soyut bir kavram olarak görüyor, ve bu yüzden çabası dünyayı yanlızca’’ yorumlamak’’tan ibaret kalıyordu: oysa, önemli olan dünyayı yorumlamak değil, onu değiştirmek’’ti ve eski materyalizm’’ pratik devrimci eylem’’in anlam ve kapsamını kavramıyordu. (Lenin ) K.Marks ve Doktirini.

Belki, bazıları Lenin’den aldığım alıntıya katılmaya bilir ama, ben Marksizm kopuşmaları, sapmaları açıklamak için, Marksist olan Marksizmi savunan her yazarın hele de bu dünyada ilk 1917 Ekim sosyalist devrimin denemesinin mimarı olan Lenin’se ona katılmakla beraber sahip çıkmakda Marksizm bütünleştirme açısından gerekli

olduğuna inanıyor ve savunuyorum.

 Not; benim eski tartışma yazılarımı burda yeniden paylaşıyorum: Yazı uzun olduğundan iki bölümde yayınlayacağım.

7.5.2008

Mehmet Özcan

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.