HDP’li Meral Danış Beştaş Kobane davasına ilişkin, “Kobane davasının bir dava olmadığı ortaya çıktı. Bu dava siyaseti yasaklama davasıdır” yorumunda bulundu. 

Halkların Demokratik Partisi Adana Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş Artı TV’de yayınlanan Fatih Yapıcı ile Gündem Özel programına konuk oldu. Beştaş, programda Kobane davasını, ittifaklar meselesini ve CHP’li vekiller hakkında hazırlanan fezlekeleri değerlendirdi. 

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın gündeme getirdiği Kobane davası sürecinde savcıya gönderilen, “dosyanın genişletilmesi, HDP MYK’nin dosyaya dahil edilmesi gerektiği” vurgusu yapılan belge hakkında Meral Danış Beştaş şunları söyledi: 

‘EMNİYET SAVCILIĞA TALİMAT VERİYOR!

“Açıklanan belge dünyanın neresinde açıklansa skandal olurdu. Bu belgeyi kim yaptı? Neden yaptı ? Ama maalesef bu belge muhalif medya dışında yeterince tartışılmıyor. Sözünü ettiğimiz metin, TEM Şube Müdürlüğü tarafından 2018 yılında hazırlanan ve dosyada bulunan bir metin. O metin muhtemelen unutulmasından kaynaklı oradaydı. Zira belgenin dosyaya bir katkısı yok. Tam tersine bu belgeyle kolluğun, kolluğun amiri olan İçişleri’nin yargı mekanizmasına, TBMM’ye ve hukuka nasıl müdahale ettiğini ispatlayan bir belge. Suç diye tanımlayacak olursak, suç üstü yakalandıkları bir belge. Orada parti kapatmasından vekillerin dokunulmazlıklarının tanınmamasına, dosyadaki değerlendirmeye, hukuki sonuca neredeyse karar verecekler. ‘Emniyet olarak biz değerlendirdik şu şu maddelerden cezalandırılması gerekiyor bu kişilerin’ diyecek noktaya kadar hazırlanan bir belge. Bu işte hukuk devleti olunmadığının kanıtı aslında. Hukuk devleti olmakla bu belge de bu kapatma tartışmaları da yan yana konulamaz. Her şeyden önce anayasal bir devlet olduğunu iddia eden bir Türkiye’de bu belgelerin yeri olmaz aslında. Ama malesef anayasasız bir dönemdeyiz, hukukun olmadığı bir dönemdeyiz. Bu nedenle emniyetin bir birimi milyonlarca oy alan Türkiye’nin 3. büyük partisini kapatmaktan, milletvekillerinin gözaltına alınmasına kadar hüküm veren bir belge yazıyor ve bunu savcılığa gönderiyor. Adeta emniyet savcılığa talimat veriyor. Perde arkasından asıl talimatlar veriliyor, hukuksuz işlemler gizli gizli yapılıyor. Bu da onlardan bir tanesi. Bu belgeye henüz bir açıklama gelmedi. Eş Genel Başkanımız da grup toplantısında açıkladı. Bu belgeyle Kobane davasının bir dava olmadığı ortaya çıktı. Bu dava siyaseti yasaklama davasıdır!”

‘ORTADA BİR SUÇ VARSA AKP NASIL KURTULUYOR BU SUÇTAN?’

HDP Kobane olayları için 11 defa araştırma komisyonu kurmayı önermişti. Önerilerin reddedilmesi ve HDP’nin girişimlerinin boşa çıkartılması hakkında konuşan Beştaş, “Araştırma önergelerimizin tamamı AKP-MHP oylarıyla reddedildi. Biz çekinmiyoruz. Kobane protestolarında kim ne yaptı, cinayetler nasıl işlendi, emniyet ya da kolluk gerekli önlemleri aldı mı, yargı neden görevini yapmadı, siyasetin rolü nedir? Bütün bunların araştırılmasını biz isityoruz, kaçan onlar. O dönem çözüm süreci vardı ve biz iktidarla sürekli görüşme halindeydik. Hatırlanacak olursa Davutoğlu başbakandı ve Demirtaş kendisiyle iletişim halindeydi. Yine Sırrı Süreyye Önder ve İdris Baluken’e İmralı’dan gelen not kendilerine verildi. Demirtaş bunu kamuoyuna açıkladı. 5 ay sonra Dolmabahçe Mutabakatı imzalandı. Ortada gerçekten bir suç varsa AKP nasıl kurtuluyor bu suçtan? ” dedi. 

‘HDP, HDP’LİLERİ ÖLDÜRDÜ’ DEMEYE GETİRİYORLAR’

Kobane iddianamesinin içeriğindeki temelsizlik ve zayıflıklara dair konuşan Beştaş, “İddianın temel dayanaklarından biri bir tweet. Tweet Demirtaş’a ait değil. Twitter kapatılmış, Demirtaş’ın milyonlarca takipçili bir twitter hesabı var. Selahattin bey avukatları aracılığıyla bir kitapçık bastı kamuoyu ile paylaştı. Diğer bir mesele, Demirtaş’ın Nurşitpınar’dan döndükten sonra yaptığı konuşmayı talimat üzerine yaptığı iddia ediliyor. Konuşmanın 3 cümlesi, ‘biz size yalvarıcak değiliz, bu bir yalvarma değildir’ şeklinde iki cümle söylüyor. Bu konuşma bir bütün aslında. Bütün izleyicilerimize bu konuşmanın tamamını izlemelerini öneririm. Burdaki mantıksızlık konuşmayı bölüyorlar, konuşmada talimat alma gibi bir durum yok. Tam tersine kardeşlik vurgusuyla dolu bir konuşma. Kobane ve Suruç’un kardeş olduğunu, Türkler ve Kürtlerin birlikte tüm meselelerin üzerinden gelebileceğini söyleyen bir konuşma. Komik olan şu, o dönem Demirtaş sürekli Kandil’e gidip geliyor, İmralı heyetiyle beraber. Gizli tanık diyor ki ‘örgüt aracı kullanarak gönderdi’ talimat vermek istese yüz yüze görüşür, niye başkasını göndersin? Başka bir gizli tanık, ‘Kamuran Yüksek talimatı getirdi’ diyor. Kamuran Yüksek o dönem DBP’nin Eş Genel Başkanı. Bunun dışında Demritaş’ın, Yüksekdağ’ın mahkemede yapmış olduğu savunmalar iddianamede delil olarak kullanılıyor. Daha da vahim olanı, önce tutuklanmışlar sonra tanık bulunmuş. Yani tutuklandıktan 1 yıl sonra tanık bulduk demişler ve Savcı adeta ilan vermeye çıkmış, neredeyse gazetelere ilan verecek. Çünü bu dosyaya delil arıyor, dosyada delil yok. Ölümlerden yaralanmalardan mal kayıplarından, can kayıplarından sorumlu tutulan bir iddianame ver HDP’nin. Fiile dair tek bir tane delil yok. Bir otopsi raporu bile yok. Bize bu iddianameyle ‘HDP, HDP’lileri öldürdü’ demeye getiriyorlar” dedi. 

İTTİFAKLAR MESELESİ

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın HDP ile ilgili açıklamaları ve Gelecek Partis ve diğer partilerle ittifak tartışmalarına dair konuşan Beştaş sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Bizim birileriyle ittifak kuralımdan ziyade demokrasi cephesini büyütme, demokratik güçleri yan yana getirme noktasında çağrılarımz oluyor. DEVA, Gelecek, CHP, Saadet tüm partilerle görüşüldü. Bu görüşmelerde asla kaçınan taraf olmadık. Biz de diyaloğa açığız. Babacan’ın söylediği diyalog meselesi. Önümüzdeki günler ne gösterir bilemiyorum. Ama HDP olarak tek başına barajı aşan bu mücadeleyi yürüten bir konumdayız. Sayın Babacan’ın söylediği, demokratik rejimlerde birbirleri iletişim içinde olması gerekiyor. AKP ve MHP bir ittifak ama biz ön yargılarla davranmıyoruz. DEVA ve diğer partilere ‘aman konuşmayız’ gibi bir yaklaşımımız hiçbir zaman olmadı. Gelecek Partisi ile de diyaloğa açığız. Eş Genel Başkanımız ziyaret de etti zate. Yaşadığımız dönemdeki siyasi yaklaşımımız gereği Gelecek Partisi’ni dışarıda tutmadık. Ama şunu da unutmamak lazım Davutoğlu bugün AKP’yi en sert eleştiren partilerden biri. Umarız gelecek dönemlerde kendisinin başbakan olduğu döneme dair bazı meseleler de açıklığa kavuşur.”

‘PARTİLERİN SADECE TABELALARI KAPANIR’

CHP’ye yönelik iktidarın baskılarına dair görüşlerini dile getiren Beştaş sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Büyükşehir Belediyelerinden parti MYK’sına soruşturma açmaya kadar her türlü yöntem kullanılıyor. Halk arasında bir deyim vardır ‘damdan düşen’ meselesi. Biri bir sorun anlatmadan önce bunu damdan düşen anlar derler. Dün gazetecilerin sorusu üzerine söyledim. Kobane davasında bize önce suç işlemeye tahrikten açılmıştı, 6 uıl sonra başka bir davaya dönüştü. CHP’ye de fezlekeleri artırarak adım adım muhalefet etmekten men etme, muhalefetsiz bir yönetimle devam etme gibi bir arzuları var. Siyaseten yarışamıyoruz, yargıyı kullanıyoruz meselesi bu.  Bunu asla arzu etmem, ne bizim partimize ne başka bir partiye karşı girişimleri benimsememiz ya da önermemiz söz konusu değil. Ama bu konuda sonuçta muhalefetin uyanık olması lazım. İktidarın hedeflerini doğru okuması lazım. Benze bize de CHP’ye de kapatma gelmeyecek. Çünkü partilerin sadece tabelaları binaları kapanır. Ama zihniyet, mücadele perspektifi bitmez. CHP ile ilgili böyle bir tartışmaları bence yoktur. Başka yöntemlerle bunu yapmaya çalışıyorlar. Daha önce de söyledim Demirel’in bir lafını benimsiyorum, ‘Siyasette 24 saat uzun bir süredir.’