Mithat Sancar, Ayhan Bilgen ve Altan Tan'ın HDP'ye yönelik eleştirilerine yanıt verdi | JIYAN HABER

JIYAN HABER

Mithat Sancar, Ayhan Bilgen ve Altan Tan’ın HDP’ye yönelik eleştirilerine yanıt verdi

Mithat Sancar, Ayhan Bilgen ve Altan Tan’ın HDP’ye yönelik eleştirilerine yanıt verdi
202 views
26 Ekim 2020 - 11:39

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP’nin tutuklu Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’in ve HDP eski Milletvekili Altan Tan’ın HDP’ye yönelik eleştirilerini değerlendirdi. Sancar, “Ayhan Bilgen parti hukukunu ihlal etmiş değildir. Görüşlerini ifade etmiştir” dedi ve ekledi: MYK’ye göre, parti kurulları yerine doğrudan kamuoyuyla paylaşılması doğru değil” ifadesini kullandı. 

Altan Tan’ın Ayhan Bilgen ile aynı çerçevede değerlendirilmeyeceğini belirten HDP Eş Genel Başkan Sancar, “Altan Tan partimizden istifa etmiştir, 2018 seçimlerinde başka partiden aday olmuştur. Altan Tan’ın değerlendirmeleri Ayhan Bilgen’inkilerle birlikte anılamaz” dedi. 

Bütün muhalefet partileriyle diyaloğa hazır olduklarını söyleyen Sancar,  diyaloğun gerçekleşmesi için HDP’nin şartının ne olduğunu açıkladı. Sancar, “Bütün muhalefet partileriyle diyaloğa hazırız. Önşart koşulmamasından başka da bir önşartımız da yok. Yani tek şartımız önşartsızlıktır” şeklinde konuştu. 

İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın Cumhuriyet’te yer alan açıklamalarının bir bölümü şöyle:  

‘ŞU ANDA ERKEN SEÇİM İŞARETİ GÖRMÜYORUM’

– Siyasette etekteki taşlar dökülüyor, erken seçime mi gidiyoruz?

Erken seçim tartışmalarının eksik bir zeminde yürütüldüğünü düşünüyorum. Bu konuda anayasal hükümler pek fazla dikkate alınmıyor. Erken seçim kararı sadece iki şekilde verilebiliyor: Biri, cumhurbaşkanının Meclis’i feshetmesi ve kendi görev süresini sona erdirmesidir; bunun için herhangi bir gerekçeye de ihtiyacı yok. Diğeri, Meclis’in erken seçim kararı alması. Bunun içinse beşte üç çoğunluğa, yani 360 oya ihtiyaç var. Hem iktidar blokunun, hem de muhalefetin bu çoğunluğa ulaşması mümkün değil. Şu anda bir erken seçim işareti görmüyorum. Ayrıca tüm bu tartışmaların içinde önemli bir nokta daha var…

– Cumhurbaşkanının görev süresi…

Evet, doğru. Burada da iki konu önemli: Erdoğan’ın yeniden aday olup olamayacağı ve iktidarın seçim kanunlarında değişiklik yapıp yapmayacağı… Bu da epeyce bir süredir gündemde.

– 18 yılda iktidar seçim kanunu ve siyasi partiler kanununda 220 değişiklik yapmış. Bu kez neyi hedefliyor?

Doğrusu tek amacı var; kendisine avantaj sağlayacak düzenlemeler yapmak. Taraflı/tarafsız, iktidara yakın/uzak bütün anket şirketlerinden çıkan ortak sonuç, iktidar blokunun oy kaybettiği yönünde. Bir iktidar bloku şayet oy kaybediyorsa çeşitli yöntemlerle bunu durdurmaya veya tersine çevirmeye çalışır. Eğer kendisinden uzaklaşan seçmeni ikna edecek bir yöntem bulamıyorsa, o zaman seçim mühendisliği gibi bir yöntemi tercih eder. Mesela iktidar, seçim sisteminde değişiklik yaparak oyu düşmesine rağmen mevcut sandalye sayısını korumayı ya da artırmayı hedefleyebilir. Türkiye bunu geçmişte de sıkça yaşadı…

– HDP bu değişiklikten payını nasıl alır?

Nasıl bir değişiklik yapmak istediklerini henüz bilmiyoruz. Muhtemelen bizim de diğer muhalefet partilerinin de daha dezavantajlı bir durumda olmasını sağlamak isteyeceklerdir.

– Gelelim asıl gündemimize… CHP’de Muharrem İnce’nin, İYİ Parti’de Aytun Çıray ile Ümit Özdağ’ın ve HDP’de Ayhan Bilgen’in çıkışları zamanlama açısından manidar bulundu. Katılır mısınız?

Bazı gelişmeler bakımından zamanlama, manidar. Bütün bu örnekleri aynı kefeye koymak ve aynı çerçevede değerlendirmek doğru olmaz. Aslında siyasetin zemini uzun süredir sağlam değil. Küçüklü büyüklü sarsıntılar yaşanıyor. Bu sarsıntıların önce AKP’de başladığını da unutmayalım. AKP içinden iki parti çıktı. Muhalefet partilerinin içindeki hareketlenmelerin iktidar tarafından, en hafif tabirle teşvik edildiğini söyleyebiliriz tabii. Bu partilerin yaşadıkları tartışmaların iktidar temsilcileri ve medyası tarafından nasıl kullanıldığını da hep birlikte görüyoruz. Ayhan Bilgen’in söylediklerini ise bunlardan farklı bir yere koyuyorum.

– Tahminimce parti içinden seslerin çıkmasını demokratik bulduğunuzu söyleyeceksiniz, ama zamanlamaya takılıyorum hep. Parti disiplini tam da bu noktada gerekmiyor mu?

Parti disiplininin devreye girebileceği yerler elbette var, ancak bunun etkili olmayacağı durumlar da mevcut. Eğer birileri parti içinde kalarak eleştiri yapıyorsa parti hukukuna uygun davranmak durumundadır, çünkü parti içi demokrasi demek, parti hukukunun yok sayılması anlamına gelmez. Bu hukuku belirleyen çeşitli metinler, ilkeler ve gelenekler var. Asıl mesele, parti içinde bir tartışma başlamışsa bunu nasıl yöneteceğinizdir. Parti hukukunu hiçe sayan, bu hukuku çiğneyen bir durum varsa parti disiplinini gündeme getirebilirsiniz, fakat tartışmaları bu yöntemle engellemeniz veya bastırmanız mümkün olmaz. Bu doğru da değil. Benim tercihim zamanlama, tarz, üslup konusundaki değerlendirmeyi esas itibarıyla kamuoyuna bırakmak.

‘AYHAN BİLGEN’İN BUNLARI BİZE İLETMESİNİN ÖNÜNDE BİR ENGEL YOK’

– Ayhan Bilgen’in eleştirilerini de böyle mi değerlendiriyorsunuz?

Ayhan Bilgen parti hukukunu ihlal etmiş değildir. Görüşlerini ifade etmiştir. Bu süre zarfında kendisiyle doğrudan diyaloğumuz da oldu; grup başkanvekilimiz ve bir milletvekili arkadaşımız kendisiyle görüştüler. Amacının partiyi daha ileriye taşıyacak bir tartışmaya vesile yaratmak olduğunu söyledi.

– Bilgen’in sözlerinin hemen ardından Altan Tan pası aldı ve tartışmayı yürüttü…

Altan Tan’ı Ayhan Bilgen ile aynı çerçevede değerlendiremeyiz. Altan Tan partimizden istifa etmiştir, 2018 seçimlerinde başka partiden aday olmuştur. Altan Tan’ın değerlendirmeleri Ayhan Bilgen’inkilerle birlikte anılamaz. Ayhan Bilgen parti hukukunu ihlal etmeksizin kendi düşüncelerini belirtmiştir. Bu açıklamaların yöntemi, gözaltındayken yapılması, tutuklandıktan sonra sürdürülmesiyle ilgili şüphesiz çekinceler koyabiliriz. Dile getirdiği her eleştiriyi de isabetli bulduğumu söyleyemem; bazı eleştirilerinin dayanaklarını da fazla güçlü bulmuyorum. MYK’de Bilgen’in eleştirileriyle ilgili şöyle bir görüş oluştu: Dile getirdiği görüşler tartışılabilir, ama parti kurulları yerine doğrudan kamuoyuyla paylaşılması doğru değil, çünkü Ayhan Bilgen’in bunları bize iletmesinin önünde engel yok. Elbette farklı konularda görüşlerini kamuoyuna açıklayabilir. Fakat partinin işleyişi, programı ve politikalarıyla ilgili değerlendirmeyi sosyal medya üzerinden değil, doğrudan kurullarımıza iletmek yoluyla yapması daha doğru olur. Nitekim milletvekili arkadaşlarımız kendisiyle görüştüğünde bu konuda mutabık kalındı. Bu, bizim diğer tutuklu arkadaşlarımızla ilgili de esas almayı tercih ettiğimiz çerçevedir.

– Bilgen de şöyle diyor: “Şimdi daha net görüyorum. Kürtlerin siyaset yapma tarzı değişmedikçe devletin Kürt siyaseti değişmiyor. Devletin Kürt siyaseti değişmedikçe Kürtlerin siyaset biçimi, kalıpları ve tarzı değişmiyor. Bu kısırdöngüden çıkışın yolu sahici ittifaklardır” diyor. Nasıl değerlendirirsiniz?

Bu ifade bana soyut geliyor. Ayhan Bilgen arkadaşımız keşke burada olsaydı, tutuklanmasaydı da ben de kendisine neyi kastettiğini sorabilseydim. Bu iddiaları bu şekliyle yorumlamayı faydalı bulmuyorum.

– “Sahici ittifak” diyor…

Sahici ittifakın ne olduğunu da bilmiyorum. Bir ittifak politikamız var, çeşitli ittifaklar da deniyoruz, üstelik bana göre bunlar sahicidir de. Hatırlarsanız eş genel başkan seçildikten sonra ilk röportajımı size vermiştim ve o zamandan beri ittifak programımızı adım adım geliştiriyoruz. Biz, “demokrasi ittifakı”nı toplumsal bir zeminde kurmaya çabalıyoruz. Bu gidişattan rahatsız, derdi adalet, demokrasi, eşitlik, barış olan çevrelerin birlikte hareket etmenin bir yolunu bulabilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve biz bu yolları inşa etmek için çalışıyoruz. Partilerle ittifak meselesi, seçime yönelik bir meseledir. Bütün muhalefet partileriyle diyaloğa hazırız. Önşart koşulmamasından başka da bir önşartımız da yok. Yani tek şartımız önşartsızlıktır. 

– Muhalefetten ne bekliyorsunuz?

Daha cesur olmalarını bekliyoruz. Eğer bu iktidarın ülkeyi felakete götürdüğünü düşünüyorsak bu gidişatı durduracak adımları daha cesurca atmalıyız. İktidarın birçok politikasına karşı çıkıp üstelik de çok sert tepki gösterip HDP’yle ilgili söylediklerini sorgusuz kabul etmek ya da kabul eder gibi bir tavır sergilemek büyük bir çelişkidir. Aslında herkes de biliyor ki siyasal ve sosyolojik açıdan HDP ve Kürtler olmadan Türkiye’de demokratik bir dönüşüm mümkün değil. Bizim istediğimiz tam da demokratik bir dönüşümdür. Bunun için bütün gücümüzle çalışıyoruz ve diğer partilerle çalışmaya da hazırız. “HDP’yle yan yana görünürsek, iktidarın açık hedefi haline geliriz” diye düşünenlere hatırlatmak isterim: İktidar yerel seçimlerden önce bütün muhalefeti terörist ilan etti. Üstelik bu yöntemi siyasal olarak tıkandığında bütün iktidarlar kullandı. Terör söylemiyle toplumu rehin almak ve muhalefeti kilitlemek siyasal tarihimizin acı bir gerçeği.

– Halkta karşılığı var mı?

İktidarın bu politikasının halkta karşılık gördüğü tespiti, ciddi anlamda sorunludur. 2013-2015 yılları arasındaki çözüme yönelik politikaların nasıl destek aldığını hep beraber gördük. O dönem Akil İnsanlar Heyeti mensubuydum ve süreci halkın içinde yürütenlerdendim. Bu politikalara verilen destek yüzde 80’lere varmıştı. Demek ki silahların sustuğu, demokratik siyaset aracılığıyla çözüm arayışının söz konusu olduğu durumda halkın desteği güçlü bir biçimde alınabiliyor.

– Sizin üzerinize düşen?

Bizim siyasal çözüm ve barış için güçlü bir toplumsal hareket inşa etmemiz ve bunu sistematik bir program haline getirmemiz gerekiyor. Bütün muhalefet partilerine çağrı yaptığımız 1 Eylül deklarasyonumuzun en önemli hedeflerinden biri buydu.

– Muhalefet partilerinden cevap geldi mi?

Doğrudan bir cevap geldiğini söylememem, ama bu çağrılarımızın kayda alındığını düşünüyorum.

KİMSEYLE PAZARLIK YAPMADIK

– İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, 31 Mart’ta HDP ile İYİ Parti’nin örtülü ittifak yaptığını söyledi, yaptınız mı?

Hayır, doğru değil. Biz, kimseyle oturup pazarlık yapmadık. Belediye başkan adayı paylaşımı, belediye meclis üyeliği paylaşımı vb. üzerine konuşmadık. Bizim bir stratejimiz vardı. Bu stratejimize göre davrandık. Asıl diyalog tabanlarda oldu.

ERGENEKON DAVASINI KASTETMEDİM

– Geçen gün bir açıklama yaptınız, “AKP’nin milliyetçi, Ergenekoncu, Susurlukçu ve ulusalcı bir koalisyona dayandığını” söylediniz. Ergenekon kumpası bu ülkede hassas bir konu… Dolayısıyla tepki gösterenler oldu…

Benim Ergenekon davasını kastetmediğim çok açık. Bunu anlatmaya gerek bile duymam. Adını anmak istemediğim kişilerin o davalar sırasında gözaltına alınmasına, yargılanmasına hoca olarak da yazar olarak da en net tepkileri vermiş biriyim. Bu davalarda artık başka hedeflerin devreye girdiğini gördüğüm anda yazdığım çok sayıda yazı var. Ancak Türkiye’de faili meçhullerden köy yakmalara ve köy bombalamalara, asit kuyularından helikopterli işkencelere varana kadar pek çok insanlık suçunun işlendiği de bir gerçek. Bunları kimin yaptığını, bu suçların hangi örgütlenmeler ve mekanizmalar içerisinde işlendiğini  açığa çıkarmak insanlık açısından asgari bir talep ve gerekliliktir.

O dönemin sorumlularının epeyce bir kısmının bu iktidar döneminde aktif görevlerde tutulduğu da bu suçlarla ilgili açılmış davaların tek tek sonuçsuz bırakıldığı da biliniyor. Benim “Ergenekon” derken asıl kastettiğim buydu. Yoksa daha sonra kumpasa dönüşen, cemaat yargısının kendi hesapları için devreye soktuğu yargılamalar değil… Şimdi ben herkesten adalet adına samimiyet bekliyorum. Aynı hassasiyetleri KCK davaları için bekliyorum. 15 Temmuz sonrası Cumhurbaşkanlığı sitesinde kumpas davaları sıralanırken Balyoz ve Ergenekon davalarının yanında KCK davası da yazılıydı.

– Öyle mi?

Evet, bunu da herkes biliyor aslında. Selahattin Demirtaş davası da dahil pek çok eski yöneticimiz ve milletvekilimizle ilgili davaların neredeyse tamamının cemaat yargısınca yürütüldüğü de biliniyor. Kobani protestoları gerekçesiyle yürütülen operasyonların da birer kumpas olduğunu görmek lazım. Olaylardan 6 yıl sonra böyle operasyonlar düzenleniyorsa bunun geçmişteki kumpas davalarını yürüten zihniyetten ve onların kullandığı yöntemlerden farkı ne? Buna neden itiraz edilmiyor?

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.