Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki çatışmalar sırasında mahsur kalan ve tahliyeleri ardından gözaltına alınan çoğu çocuk 40 kişi arasında bulunan Helin Yapıcı’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi, cezada indirime gidilerek 3 kez müebbet hapis cezasına çevrildi.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla başlatılan operasyonlar sırasında mahsur kalan ve tahliyelerinin ardından gözaltına alınarak “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak”, “örgüt üyesi olmak”, “yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi kasten öldürmeye teşebbüs” iddiasıyla haklarında dava açılan 40 kişi arasında bulunan Helin Yapıcı’nın yargılandığı dava sonuçlandı. Diyarbakır 5’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Yapıcı’ya “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamasıyla önce ağırlaştırılmış hapis cezası verildi, cezada iyi hal indirimine gidilerek 3 kez müebbet hapis cezasına indirildi. Yapıcı’ya “kasten adam öldürmeye teşebbüs” suçlamasından ise 12 yıl 2 ay hapis cezası verildi, cezada iyi hal indirimine gidilerek 10 yıl 10 aya düşürüldü.

Duruşmaya Yapıcı tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle bağlanırken, avukatı Cemile Turhallı Balsak duruşmada hazır bulundu. Cumhuriyet Savcısı ceza istemiyle verdiği mütalaasını tekrarlayarak Yapıcı’nın tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti.

Avukat Cemile Turhallı ilk olarak tevsii tahkikat talebinde bulundu. Mahkeme, talep yargılamanın geldiği aşama gerekçesiyle reddedildi.

‘ÇELİŞKİ VE KARIŞIKLIK VAR’

Esas hakkında savunma yapan Yapıcı, Helin isminin geçtiği belgelerin olduğundan bahsedildiğini belirterek, “Orada benimle ilgili 10 Haziran 2015 yılında örgüte katıldığım yazıyor. Başka bir mektupta 15 Haziran yazıyor. Canan Ceylan ise 2015 yılının Mayıs ayında örgüte katıldığımı söyledi. Not defterinden koparılmış bir sayfa var, bu da 10 Eylül 2015’te yazılmış bir nottur. Ben ise Mart 2016 yılında tutuklandım. Anladığım kadarıyla hem tanıklar hem de buradaki belgeler üzerinde bir çelişki ve karışıklık var. Bunların kontrol edilmesini istiyorum. Canan Ceylan geçen celse de beyanda bulundu. Israrla beni Mayıs ayında il binasında gördüğünü söyledi. Ben Haziran 2015’de sandık görevlisi olduğumu söyledim. Mayıs ayında da üniversitede iki kez sınava girdim” diye konuştu.

‘ÇELİŞKİLER GİDERİLSİN’

Yapıcı, sosyal sorumluluk projesi kapsamında Sur’a gittiğini ardından yasaktan ve çatışmalardan kaynaklı çıkamadığını ifade ederek, “Ben Sur’dan enkaz altından çıktım. Çıktığımda üzerimde kazak, gömlek ve pantolon vardı. Önce parmak izimi almadılar. Dava ilerledikçe üzerimde mont olduğu, parmak izlerimin olduğunu ve üzerimden kimyasal etmenlerin çıktığını söylediler. Sonrasında tanık olarak çağrılan kadın polis memuru üzerimde mont olmadığını söyledi. Ben tüm bu çelişkilerin araştırılmasını istiyorum. Ayrıca eğer ben Canan Ceylan, gizli tanık Pedro ve diğer tanıklar gibi Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanıp onlar gibi ifade verseydim şimdi tutuksuz mu olacaktım” ifadelerini kullandı.

‘BENİM ALEYHİME BEYANA ZORLUYOR’

Yapıcı, yargılama süreci boyunca kendi aleyhine olan delillerin toplandığını lehe olan delillerin toplanmadığını belirterek, “Yargılamamın beşinci yılında bir anda tanıklar çıktı. Daha önce bu tanıklar yoktu. Ne oldu da birden bu tanıklar benim aleyhime beyanlarda bulundular? Siz aleyhime olan beyanlara inanıyorsunuz, ona itibar ederek şu an insanların kişiler hakkında ceza veriyorsunuz. Bana inanılması için insanlara iftiralarda bulunmam mı lazım? Mahkemenin önceki heyetleri, tanıklara sorular sordular, tanıkları aleyhe beyanda bulunmaya zorladılar. Bu tanıklar zaten Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanmaya çalışan kişilerdi. Mahkeme bu hususu niye görmüyor, hala benim aleyhime onlara beyanda bulundurtmaya yönelik sorular soruyor” şeklinde konuştu.

Yapıcı, mahkemenin sadece emniyet ve jandarmanın verdiği raporları dikkate aldığını, oysa bu raporların bağımsız bir kurum tarafından düzenlemesi gerektiğini dile getirerek, adil yargılanmasının yapılabilmesi için kendisi hakkındaki iddiaların araştırılmasını istedi.

Yapıcı’nın avukatı Cemile Turhallı Balsak, 5 yıldır tutuklu yargılandığını hatırlatarak, “Biz hiçbir şekilde mahkemenin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi şartlarına uymadığını düşünüyoruz. Bizim için bağlayıcı olan bu norm, tutukluluğun şartlarını özel olarak düzenlemiş o da ‘kaçma şüphesi’, ‘delilleri karartma’ şartları esas alınmıştır. Müvekkilimin tutukluluğu bu hususta değerlendirilmemiştir. Müvekkilin kaçma şüphesi hiçbir aşamada gerekçelendirilmemiştir. Kaçma şüphesi ve delil karartma durumu somutlaştırılarak tutukluk durumu değerlendirilmelidir” dedi.

İYİ HALE 3 KEZ MÜEBBET

Dosyadaki çelişkilere dikkati çeken Turhallı müvekkilinin beraatini talep etti.

Mahkeme, Yapıcı’ya “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamasıyla önce ağırlaştırılmış hapis cezası verdi. Cezada iyi hal indirimine giden mahkemeye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını 3 kez müebbet hapis cezasına indirildi. Yapıcı’ya, “yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi kasten öldürmeye teşebbüs” suçlamasından da 12 yıl 2 ay hapis cezası verdi, cezada iyi hal indirimine giderek, cezayı 10 yıl 10 aya düşürdü. (MA)